2012/05/28

ESKİ ÇAĞ

Ermeni Yüksek Platosu

Ermeni halkının binlerce yıllık geçmişi, Küçük Asya ve İran platoları arasında yayılmış olan Ermeni Yüksek Platosu’nda şekillenmiştir. Bu bölgenin güney sınırını Mezopotamya teşkil etmekte, kuzeyde ise Küçük Kafkasya Dağ silsilesini içine almaktadır. Ermeniler, İndo-German orijinlidir. İndo-German ön vatanını oluşturan Ön Asya’nın kuzeyinde (daha kesin olarak Küçük Asya’nın doğu kısmında, Ermeni Yüksek Platosu’nda, Mezopotamya’nın kuzeyi ve İran Platosu’nun kuzeybatısında) milattan binlerce yıl önce ana halk grubuna bağlı olmuşlardır.

M.Ö. III.-IV. binyıllarda Ermeni halkının şekillenmesi başlayıp, M.Ö. I. binyıl ortalarında ortak devletin kurulmasıyla sona ermiştir. Ermeniler ve Ermeni Yüksek Platosu’yla ilgili ilk kayıtlar M.Ö. XVIII. yüzyıla aittir.

M.Ö. III. ve II. binyıllarda Ermeni Yüksek Platosu ve Ön Asya: İlk Ermeni devletl teşekkülleri

Sümer kayıtlarında, İncil’deki Ararat-Hayastan’la (Ermenistan) özdeşleşen, Aratta adında bir erken devlet oluşumu belirtilmektedir. Bu halkın kendi kendisini betimlediği HAY ismi de M.Ö. XXVI. yüzyıldan itibaren yazılı kaynaklarda belirtilmekte, M.Ö. XXIV.-XXIII. yüzyıldan itibaren ise yabancılar tarafından Ermenilere ve Ermenistan’a verilen ARMEN ve ARMENİA isimlerinin ön şekilleri belirtilmektedir. M.Ö. II. binyılda, Güney Ermenistan’da ve Mezopotamya’nın kuzeyinde Mittani devleti güçlenmeye başlar ve Ön Asya’da üstünlüğü ele geçirmek için Mısırla mücadele etmeye başlar.

Hayasa

Hitit kaynakları, M.Ö. XV.-XIII. yüzyıllarda Ermenistan’ın kuzey ve doğu bölgelerinde Hayasa adlı bir krallıktan bahsetmektedir (yer isimleri Hitit dilinde –(a)sa sonekiyle kurulmakta, Hayasa ismi, Hay’ların (Ermenilerin) ülkesi, Hayk ifade etmektedir).

URARTU DÖNEMİ

M.Ö. XI.-VII. yüzyıllarda Van krallığı

M.Ö. XII.-IX. yüzyıllarda Ararat Ovası’na yerleşerek, Armavir’i başkent ilan eden Haykazun’lar hanedanlığının iktidarı süresinde Ararat (Asur-Babil dilindeUrartu) ismi tüm platoya yayılarak, Mezopotamya anıtları ve İncil’de, Hayastan (Ermenistan) isminin anlamdaşı olur.

Van iç kalesi

M.Ö. IX. yüzyıl ortalarında Ermeni Yüksek Platosu’nda, başkenti Tuşba (Van) olan, Van (Biainili, Urartu, Ararat) krallığı güçlenir.

I. Argişti’nin Erebuni şehrinin kuruluşuna dair yazıtı

Van krallığı dönemine ait heykelcikler

M.Ö. VIII. yüzyılın ilk yarısında (özellikle I. Argişti 786-764 döneminde) Van Krallığı, Ön Asya’nın en güçlü devleti durumuna gelir.

Van (Biainili, Urartu, Ararat) Krallığı’nın kendi eğitim sistemi (Asur-Babil çivi yazısı, yerel çivi yazısı ve yerel hiyeroglifler olmak üzere 3 yazı sistemi kullanılmaktaydı), yazısı, gelişmiş matematik bilgisi ve mimarlığı vardı.

Tuşba (Van), Erebuni, Teyşebaini ve diğer şehirlerin kaleleri ile Musasir ve diğer mabetler ünlüydü. Dönemin heykel sanatının çok sayıda örneği günümüzde Ermenistan’da ve dünyanın çeşitli müzelerinde (Sankt Peterburg’daki Ermitaj, Londra’daki British, Berlin’deki Ön Asya, Paris’teki Louvre vs.) sergilenmektedir.

URARTU SONRASI DÖNEM

M.Ö. VII. yüzyıl sonu ve VI. yüzyıl başlarında Haykazunlar hanedanlığı, iktidarını tekrar tesis ettikten sonra M.Ö. 201 yılına kadar Ermenistan’da Haykazunların Yervanduni sülalesi hüküm sürer.

yük Tigran’ın İmparatorluğu (M.Ö. 69 yılı itibarıyla)

Ermenistan, M.Ö. VI. yüzyılda, Akemenik kralı I. Darius’un Behistun yazıtlarının eski Farsça ve Elamca bölümünde Armenia, Babilce’de ise Urartu olarak anılmaktadır. Böylece, bu iki ismin anlamdaş olup, paralel kullanıldıkları kanıtlanmaktadır.

Kızıl renkli Artaşesyan hanedanlığı bayrağı

M.Ö. II.-I. yüzyıllarda kral Artaşes (M.Ö. 189-160) tarafından kurulan hanedanlık Ermenistan’ı yönetmekte olduğundan dolayı, hanedanlık Artaşesyan olarak anılmaktaydı. Bu hanedanlık, II. Tigran (Büyük Tigran, M.Ö. 95-55) döneminde gücünün doruk noktasına ulaşıp, iktidarını Atırpatakan (günümüz Batı Azerbaycan-İran), Marastan, Kuzey Mezopotomya, Selefküs, Finike, Filistin ve Kilikya’ya kadar (M.Ö. 66 yılında, Pompeos’un akınları sonucunda bu bölgeler Roma’ya bırakılır) yaymıştı.

Aynı yüzyıllarda, Ermenistan’ın ekonomik ve siyasi gelişmesine paralel olarak, Ermeni kültürü ve özellikle de tiyatro gelişme yaşar. Ermenice olarak sergilenen halk tiyatrosu da gelişir. Ermenistan tarihi ve Ermeni krallarının yaşamıyla ilgili günümüze ulaşmış çok sayıda anlatı ve efsane, halk edebiyatı ve şiirlerinden örnekler, Ermeni halkının o dönemdeki yaşamı, ayinleri ve inançları hakkında değerli veriler sunmaktadır.

Musasir tapınağı

Ermeni mimarisi, Helenistik dönemde yeni bir gelişim safhasına girer. Garni pagan tapınağı, sarayın mozaik kaplamalı hamamı, arkeolojik kazılar sonucunda Artaşat ve diğer şehirlerde ortaya çıkartılan çeşitli buluntular bunun en çarpıcı kanıtıdır.

Muzaffer kral Artaşes ve Büyük Tigran

Mabetlerin ve sarayların süslemeleri de antik Ermenistan’ın heykeltıraşlık ve uygulamalı sanat alanında ulaşmış olduğu yüksek seviyenin ispatıdır. Madeni ve değerli taşlarla süslü ziynet eşyaları da anılmaya değerdir. Madeni paralar, kralların, özellikle de II. Tigran ve II. Artavazd’ın resimleriyle bezeli mühürler ve işlemeli kadehler, bilezikler, altın ve gümüş ziynet eşyaları, uygulamalı sanatın nadide örnekleridir.

MİLATTAN SONRA

Artaşesyan hanedanlığının çöküşünden sonra Büyük Hayk’ın krallık statüsü korunur, fakat Roma ve Pert krallığı, sürekli olarak kendilerine bağlı krallar yerleştirme çabasında olur. Büyük Hayk tahtına Ermeni Arşakuni hanedanının (66-428) yerleşmesinden sonra geçici istikrarsızlık sona erer.

387-428 yılları arasında Ermenistan

Ermenistan, 387 yılında Roma ve Pers Krallığı arasında paylaşılır, iki yıl sonra Roma’ya ait olan kısım olan Batı Ermenistan’da krallık ortadan kaldırılır, Doğu Ermenistan’da ise Arşakuni’ler, 428 yılına kadar egemenliklerini sürdürür.

Din

Hıristiyanlık öncesinde Ermenistan’da pagan dini hüküm sürmekteydi. Başlıca tanrı üçlüsü, her şeyi yaratan baba tanrı Aramazd, tanrıça Anahit (analık ve bereket tanrıçası) ile cesaret, güç ve savaş tanrısı Vahagın’dan oluşmaktaydı.

Anahit Vahagın Vanatur

Diğer tanrılar, halk tarafından en sevilen bayramlardan biri olan Vardavar’ın ithaf edildiği, ulvi ışık ve sevgi tanrıçası Astğik, sağduyunun ve aile ocağının koruyucu tanrıçası Nane, güneş, ateş ve demircilik tanrısı Mihr, bilim tanrısı Tir, misafirperverlik tanrısı Vanatur vb. idi.

Ecmiadsin Katedrali

Hıristiyanlık, daha I. yüzyıldan itibaren, havariler Tadeos (Tadeus) ve Barduğimeos’un (Bartolomeus) vaazları sayesinde Ermenistan’da yayılmaya başlamış, 301 yılında ise Ermenistan, dünyada ilk olarak Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul etmiştir.

Kültür ve bilim

Mesrop Maştots

Ermeni kültürünün en büyün edinimlerinden biri, alfabenin düzenlenmesidir (405), ulusun mümtaz evlatlarından biri, aydınlatıcı Mesrop Maştots, bu emeğiyle hem kendi, hem de tüm Ermeni ulusu için şerefli bir yol çizmiştir. Bu buluş, güçlü bir kültür edinimi olması haricinde (Ermenicenin her bir sesi için bir harf vardır), dönemin toplumsal ve siyasi ihtiyaçlarına da uygundu. Alfabenin düzenlenmesi, Ermeni ulusu ve kültürünün korunması, Ermenistan’da Hıristiyanlığın yayılması, kök salması ve Ermeni dilinde özgün edebiyat eserlerinin oluşmasına katkı sağlamıştır.

Günümüze ulaşan Ermenice eserlerden özellikle Ermeni tarihçiliğinin babası olarak kabul edilen Movses Khorenatsi ve Pavstos Büzand, Ğazar Parpetsi, Yeğişe (V. yüzyıl), Sebeos (VII. yüzyıl), Ğevond (VIII. yüzyıl), Tovma Ardsruni (X. yüzyıl) ile diğer tarihçilerin eserleri belirtmeye layıktır. V.-VIII. yüzyıl Ermeni ortaçağ bilimsel eserlerinin önemli bir kısmını felsefe çalışmaları oluşturmaktadır. Anadilde önemli felsefi eserler yaratılıp, tanınmış Yunan filozofların (Eflatun ve Aristotel de dâhil olmak üzere) çalışmaları çevrilmiştir.

Movses Khorenatsi

Erken ortaçağ Ermenicesine çevrilmiş birçok eser, Yunanca orijinallerinin yok olmalarından dolayı, günümüzde sadece Ermenice tercümeleriyle geldiklerinden, bu çeviriler büyük değer arz etmektedir.

Ermeni düşün adamları, özellikle Yeznik Koğbatsi ve Davit Anhağt’ın (V. yüzyıl) teorileri bugün de ilgi odağı olmaktadır. Bu çalışmalar, kâinat ve çevreleyen tabiatın olgularıyla ilgilidir. VII. yüzyılın tanınmış Ermeni bilim adamı Anania Şirakatsi ise matematik, uzay bilimi, coğrafya, tabiat felsefesi ve takvim bilimlerini Aristotel ve Ptolemeus gibi derinlemesine ve ayrıntılı olarak inceleyerek dünyanın yuvarlak olduğuna dair teorisini açıklayıp, güneş ve ay tutulmaları ile diğer uzay olayları hakkında açıklamalarda bulunmuştur. Şirakatsi, “Aşkharatsuyts” adlı çalışmasında, Ermenistan haricinde tüm dünyanın da coğrafyasını, dönemin anlayışına istinaden takdim etmektedir.

Belirtilen dönemde yapı zanaatı ve mimarlık görülmemiş bir şekilde gelişti ve kısmen günümüze kadar ulaşmış olan saraylar, mabetler, kervansaraylar, konaklama binaları ve anıtmezarlar inşa edildi. Bunlardan başlıcalar Ecmiadsin Katedrali (301-303), Yereruyk kilisesi (V. yy.), Ecmiadsin Surb (Aziz) Hıripsime kilisesi (VII. yy.), Dıvin katolikosluk sarayı (VI.-VII. yy.), Amberd Kalesi (VII. yy.) vs.dir.

Yereruyk kilisesi (V. yy.)

Ortaçağ Ermeni mimarisinin başyapıtı, üç katlı, kabartmalarla bezeli, yapısal-hacimsel özgünlüğüyle göze çarpan benzersiz bir yapı olan Zıvartnots Katedrali’dir (VII. yy.).

Zıvartnots Katedrali (VII. yy.)

Ermeni ortaçağ kültürünün özgün dışavurumlarından biri fresk ve minyatür sanatıdır. Birincisi, kiliseler ve diğer yapıların duvarlarının, ikincisi ise elyazmalarının süslenmesi için kullanılmıştır. Yerevan’daki, eşi bulunmayan eski elyazmaları enstitüsü Matenadaran’da ve dünyanın birçok müzesinde Ermeni minyatür sanatçılarından Manase, Margare Dsağkoğ, Toros Roslin, Sargis Pidsak, Simeon ve diğerlerinin resimlendirdiği sayısız elyazmaları (İncil, ruhani ve özgün edebiyat eserleri, çeviriler vs.) korunmaktadır.

Toros Roslin

İncil ve diğer elyazmaları sıklıkla süslemeli resimlerle bezenmiş, bu resimlerde ülkenin hayvan ve bitki dünyası, halkın alışkanlıkları, törenleri vs. resmedilmiştir.

Ermeni dini müzik kültürü de güçlü yükselişiyle göze çarpmaktadır. Yaratılan sayısız değerli eser khaz olarak anılan eski Ermeni notalarıyla kâğıda dökülür. Dünyevi müzik de durmaksızın gelişimini sürdürür.

Ermeni Arşakuni hanedanlığının yıkılışından sonra (428) Ermenistan’ın doğu bölgesi İran’a tabi olup, iç bağımsızlığını koruyarak (428-630) marzpanlar (bölge yöneticileri) tarafından idare edilir.

Bagratuni hanedanlığı dönemi

VII.-IX. yy. (640-849 yılları arasında) Ermenistan’ın idari ve siyasi durumu

Ermenistan’ın siyasi statüsü üzerinde temel etkiyi Araplar tarafından İran’ın ve Bizans’ın doğu eyaletlerinin işgali yapmıştır. Ermenistan kültürü bu dönemde gelişmeye, sosyoekonomik durumu bariz bir şekilde iyileşmeye başlamıştır. Kalelerin inşası süreci başlayıp hızlı bir şekilde gelişmiştir. Arap egemenliğini kabul eden Ermenistan, sosyoekonomik ve milli-kültürel özgünlüğünü korumakla kalmayıp, Bagratuni hanedanlığı önderliğinde milli-siyasi bağımsızlığını da tesis etmeyi başarmıştır.

Ermenistan tahtına yerleşen Bagratuni hanedanlığı bir buçuk yüzyıldan (885-1045) uzun bir süre hüküm sürmüştür.

Kültür ve bilim

Ani ve Ağtamar’daki mimari anıtlar, Grigor Narekatsi’nin (X. yy.) “Matyan voğbergutyun” (Trajedi Kitabı) şiiri, Ermeni tarihçiliğinin (Hovhannes Draskhanakerttsi, Stepanos Tarontsi, Asoğik, Mateos Urhayetsi, Aristakes Lastivertsi vb.) sayısız edinimi o dönemin Ermenistan’ının toplumsal, ekonomik ve kültürel gelişmesinin yüksek seviyesinin kanıtıdır.

Zakaryanlar Beyliği

XII.-XIII. yüzyıllar, Bizans’ın yayılmacı siyaseti ve Selçuklu saldırılarına karşı yürütülen ağır savaşların kayıplarla yüklü dönemleri olmuştur. Lakin Zakaryan beylerinin egemenliği altında Ermenistan’da başlayan ekonomik ve siyasi yükseliş dönemi kültür alanına da olumlu etki eder. Bu dönem, Ermenistan’ın kültür tarihinde “Gümüş çağ” olarak adlandırılıp, “Altın çağ”da (V. yy.) yaratılan kültür değerlerinin tabii devamı (en tanınmış isimlerden Mıkhitar Goş, Kirakos Gandzaketsi ve Vardan Areveltsi’dir) kabul edilmektedir.

Grigor Narekatsi Mıkhitar Goş Vardan Areveltsi

XI. yüzyılda Ermenistan’ın doğu bölümünde ilan edilen bir dizi Ermeni beyliklerinde Rubinyanlar, egemenliklerini muhkem etmeyi başararak Kilikya’da Ermeni egemenliğini yeniden tesis etmeye (1080-1375) muvaffak olurlar. Kilikya Ermenistan’ı, doğu devletleriyle olduğu kadar, haçlılar ve Avrupa devletleriyle de iyi ekonomik ve siyasi ilişkiler içindeydi.

Kilikya Ermeni Krallığı

X.-XIV. yüzyıllarda, tarihi Ermenistan topraklarında birkaç Ermeni krallığı (Vaspurakan/Van, Kars, Sünik, Taşir-Dzoraget/Lori) ve beylik (Orbelyanlar, Vahramyanlar, Hasan-Calalyanlar) birbirlerinden ayrı bir şekilde varlıklarını sürdürmekteydi.

Hağpat

Bu dönemde sanatın gelişmesi için uygun şartlar oluşmuştu. Tarih, felsefe, astronomi, teoloji, edebiyat, hukuk, minyatür resim sanatı, mimari ve diğer alanlarda yeni bir dönem başlamıştı.

İki basamaklı eğitim sistemi vardı. Genelde kilise ve manastırlara bağlı ilkokullardaki eğitim 3-4 yıllıktı. Bu okullarda okuryazarlık düzeyinde genel bilgiler öğretilmekteydi. Kurulmuş olan yüksekokulların en tanınmışları Sanahin ve Hağpat (X.-XI. yy.), Ani (XI.-XIII. yy.), Gıladzor (XIII.-XIV. yy.), Tatev (XIV.-XV. yy.) üniversiteleriydi. Bu eğitim kurumlarında tabii bilimler ve toplum bilimleri, yabancı diller öğretiliyor, çok yönlü eğitim sunulmaktaydı.

X. yüzyıldan itibaren Ermeni edebiyatında dünyevi yönelim ağır basmaya başlar. Bu akımın başlatıcısı Grigor Narekatsi olmuş ve şiirleri, özellikle de “Madyan voğbergutyan” uzun şiiri çok sayıda dillere çevrilmiştir.

Sanahin

Daha VIII. yüzyılda, ünlü din adamı Hovnan Odznetsi, Ermeni kilisesi tarafından yaratılmış kanunları düzenleyerek “Ermenilerin Kanun Kitabı” adıyla, Ermeni milli-dini kanunların antolojisi ortaya çıkartmıştır.

XII. yüzyıl Ermeni çevrelerinde ilk olarak Mıkhitar Goş, tarihsel-hukuksal ender bir anıt-eser olan “Datastanagirk”i ortaya çıkarır. Bu eser resmi, siyasi, ceza hukuku, mülk, toprak, toplumsal olmak üzere, ülkenin tüm alanlarındaki ilişkileri düzenleyen bir kanun kitabıydı.

Tabii bilimlerden matematik, kimya, yıldız bilimi, coğrafya görülmemiş başarılara ulaşır.

Gıladzor

Özellikle Mıkhitar Heratsi’nin (XII. yy.) tıp çalışmaları belirtilmeye değerdir. Günümüze ulaşmış olan “Cermants Mıkhitarutyun” (Yüksek ateşli hastalıkların tedavisi) çalışmasında, yüksek ateşli hastalıkların teşhisi ve tedavisinin bilimsel metotları belirtilmektedir.

Bu alanda önemli yeri olanlardan biri de “başhekim” unvanı taşıyan Amirdovlat Amasiatsi (XV. yy.) olmuş, çalışmalarında 200 küsur hastalık ve bunların tedavi usullerini ayrıntılı bir şekilde açıklamıştır.

Belirtilen dönem, mimari başyapıtlar açısından da zengindir, örneğin Ağtamar, Ani ve diğer anıtlar.

Mıkhitar Heratsi

Ermeni minyatür sanatının yükselişi, binaların, özellikle de kiliselerin duvarlarını süsleyen bir sanat dalı olan fresk sanatının gelişmesiyle paraleldir. Ermeni ustaların kullandıkları nadide boyalar yüzyıllar içinde solmamıştır.

IX.-XIV. yüzyıllarda Ermeni tiyatrosu da gelişir ve özellikle komedi türü temsiller revaçta olur.

Uygulamalı sanatta da gelişme belirgin olmuş, özellikle tahta oymacılığı sanatı büyük başarılar kaydetmiştir.

Tahta oyması mimari başyapıtlarından, harikulade kabartmalarla bezeli kilise kapıları dikkate şayandır.

Altın ve gümüş objeler de ünlüydü, fakat özellikle Ermeni halıcılığı göze çarpmaktaydı.

X.-XIV. yy. Ermeni halıları

Kilise esvapları ve perdeler dahi sanat eseri olarak hazırlanıyor, üzerlerine aziz resimleri ve İncil’den sahneler işleniyordu.

1. “Kudüs’e Giriş”, ‘Haghpat İncili’nden bir minyatür (1211, istinsah eden: Hakob, ressam: Margare, Matenadaran)

2. “Vaftiz”, Gıladzor manastırında Toros Taronatsi’nin resimlediği İncil’den bir minyatür (1323, Matenadaran)

3. “Müjde”, Tatev manastırında resimlendirilmiş İncil’den bir minyatür (XIV yy., ressam: Grigor Tatevatsi, Matenadaran)

Ortaçağ Ermeni kültürü, kendine özgü ve ilginç olduğundan dolayı, uluslar arası medeniyet içinde özgün bir yer tutmaktadır. Aynı zamanda dinamiktir, çünkü XIV. yüzyıldan sonra siyasi açıdan namüsait gelişmeler sonucunda Ermeniler merkezi devlet sistemini kaybetmiş olup, kısmen yabancı ülkelere göçmelerine rağmen Ermeni kültürü, dünyanın dört tarafına yayılmış cemaatlerde de gelişmeye devam etmiştir.

Osmanlı devleti ve Safevi İran’ın hâkimiyeti altında

Osmanlı devleti ve Safevi İran arasında patlak veren kanlı savaşlar, uzunca bir süre Ermenistan topraklarında cereyan etmekteydi. Bu amansız mücadelenin trajik sonuçlarına ve meydana getirdiği ağır kayıplara rağmen Ermenistan, XVI.-XVIII. yüzyıllarda büyük zorluklarla milli karakterini, devleti yeniden tesis etme konusunda inancını, kültürel değerlerinin büyük bir kısmını korumaya muvaffak olmuş ve uluslar arası medeniyetin önemli edinimleriyle ilişkiyi koparmamıştır.

Ülke dışındaki Ermeni cemaatleri de bu dönemde Ermenistan’ın milli gelişimine katılım göstermişlerdir. Böylece, ilk Ermenice kitaplar olan “Urbatagirk”, “Parzatumar” vs. 1512 yılında Venedik’te basılır. Yeni okullar kurulur, kiliseler ve manastırlar inşa edilir. Aynı süre içinde tanınmış kişilikler, vatanın kurtuluşu niyetiyle, farklı ülkelerle diplomatik görüşmelerde bulunup, ulusal bağımsızlığı ve devleti tekrar kurmak için silahlı mücadele denemelerinde bulunur.

XVIII. yüzyıl ortalarında Artsakh’ta (Karabağ) beş meliklikler birliği (Khamsa)

1722-1730 yıllarında Artsakh (Karabağ) ve Sünik’te gelişen kurtuluş hareketleri, Ermeniler arasında siyasi ve ulusal bilincin yer etmesine büyük oranda katkı sağlamıştır. 1736 yılında Artsakh’ta beş meliklikler birliği (Khamsa) teşkil edilir, bu beylikler İran şahı tarafından, Melik Yegan’ın beylerbeyliğinde, iç özerkliğe sahip idari-siyasi yönetimler olarak tanınır.

Azdarar

1772-1773 yıllarında yayınlanan siyasi-toplumsal kitaplarla (“Hordorak”, “Vorogayt parats”) sağlıklı ulusal güçlerin birleşmesi süreci ele alınıp Ermenistan’da kurulacak olan demokratik devletin anayasası hazırlanır.

1794-1796 yıllarında ilk Ermenice dergi olan “Azdarar” yayınlanır.

1512-1800 yıllarında Amsterdam, Roma, Konstantinopel (İstanbul), Lvov, Nor Cuğa (Yeni Culfa), Madras, Ecmiadsin ve diğer şehirlerde yayımlanan 1000 küsur kitap, ulusal kültürün gelişmesine önemli bir etki yapmıştır.

Müzik alanında, Hambardzum Limoncuyan’ın katkısı dikkate şayandır. Limoncuyan, daha sonra kendi ismiyle anılacak olan, yeni Ermeni notalarını yaratmış ve bu sayede ortaçağ kilise şarkıları notaya alınmıştır.

Sayat-Nova

Bu dönemde enstrümantal müzik çok yayılmıştı. Yetenekli Ermeni müzisyen ve şair Sayat Nova’nın eserleri Ermenistan ve komşu halkların müzik hayatında silinmeyen bir iz bırakmıştır. Sayat Nova’nın şarkıları ve şiirleri günümüzde de milli kültürün sürekli değerlerindendir.

1717 yılında Venedik Surb Ğazar adasına yerleşen Mehitarist Birliği, tarihi-edebi ve toplum bilimi alanlarında önemli çalışmalar gerçekleştirmiştir.

Burada, 1780’li yıllarda yeni Ermeni tarihinin kururcusu Mikayel Çamçıyan’ın üç ciltlik “Hayots Patmutyun” (Ermeni tarihi) eseri basılmıştır.

Venedik’te Surb Ğazar (St. Lazar) adasında bulunan manastır

1836-37 yıllarında, 50 yıllık ortak çalışmanın ürünü, “Haykazyan Lezvi Nor Bargirk” (Yeni Ermenice Sözlük) yayınlanmıştır.

Rus İmparatorluğu’nun egemenlik dönemi

Doğu Ermenistan da dâhil olmak üzere tüm Kafkasya’nın güneyi 1801-1828 yıllarında Rus İmparatorluğu egemenliğine geçer. Bu değişim, bölgenin sosyoekonomik ve kültürel gelişimine önemli katkı sağlar.

Doğu Ermenistan’ın Rusya’yla birleşmesi

XIX. yüzyılın ilk yarısına, Dorpat (Estonya) üniversitesinde temel eğitim almış, Ermeni aydınlatıcı Khaçatur Abovyan’ın sürdürdüğü ulusal çalışmaları damgasını vurur. “Verk Hayastani” (Ermenistan’ın yarası) romanı ve diğer eserleri ile toplumsal çalışmalarıyla Abovyan, yeni Ermeni edebiyatının kurucusu olur.

Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında bulunan batı Ermenilerinin kurtuluşu sorunu (Ermeni Sorunu olarak), 1878 Berlin kongresinde Ermeni vilayetlerinde reform programı olarak, uluslar arası diplomasi malzemesi olur ve Türk baskı rejimine karşı kurtuluş mücadelesi yeni bir döneme girer.

Ermeni sorunu ve Ermeni Soykırımı

1885-1890 yıllarında Ermeni ulusal partileri Armenakanlar, Hınçakyanlar ve Hay Heğapokhakan Daşnaktsutyun (Ermeni Devrimci Federasyonu) şekillenir ve kendilerini tamamen Ermeni sorununun çözümüne adarlar. II. Abdülhamit, Avrupa devletlerine söz verdiği Ermeni reformlarını gerçekleştirmez, dahası 1894-1896 yıllarında Ermeni nüfusuna yönelik, 1915 Soykırımının provası mahiyetindeki toplu katliamlar düzenler.

Ermeni Soykırımı haritası

Osmanlı devletinin ırkçı yöneticileri, Birinci Dünya Savaşı bahanesini kullanarak, Ermeni halkını yok etmeye ve ait olduğu topraklardan silmeye karar verir. Baba ocaklarında, tehcir ve sürgün yollarında bir buçuk milyonun üzerinde Ermeni imha edilir, yüz binlerce mülteci dünyanın farklı ülkelerine sığınır. Ermeni diasporası oluşur.

Yeryüzündeki ilerici insanlar Ermeni Soykırımı’nı telin etmeyi sürdürmektedir.

Avrupa Parlamentosu (1987) ve çok sayıda ülkenin parlamentoları (Arjantin, Uruguay, Belçika, Yunanistan, Lübnan, Bulgaristan, Rusya Federasyonu, Vatikan, Kıbrıs, İsveç, Fransa, İtalya, İsviçre, Kanada, Hollanda, Slovakya vs.) bu caniliği tanıyıp telin ederek, insanlığa karşı işlenmiş cürüm olarak adlandırmışlardır.

Tarihi Ermenistan topraklarının büyük bir kısmını elinde tutan Türkiye’de Ermenilerin yok edilmesi, Ermeni kültürüne ait anıtların da yok edilmesini beraberinde getirmiştir. Yaklaşık 2350 kilise ve 1500 kadar okul (Ermenilere ait toplam 66 şehir ve 2500’ün üzerinde köy tahrip edilmiştir) tahrip edilmiştir.

Diaspora

Bu facianın sonucu olarak anayurdundan zorla sürülüp dünyanın dört bir yanına dağılmış olan Ermeniler ve onların nesilleri birçok ülkede cemaatler kurarak Ermeni diasporasını oluşturdular. Ermeni diasporası, batı Ermeni edebiyatı ve sanatının geleneklerini devam ettirip, kayıp vatanın özlemi ve acısıyla, aynı zamanda dönüş ümidiyle ulusal ve uluslar arası değerler yarattı. Böylelikle, edebiyat alanında, Ermenice yazan (Şahan Şahnur, Mındzuri, Andranik Dsarukyan) ve yabancı dillerde yazan (Vilyam Saroyan, Vahe Kaça, Artur Adamov, Maykıl Arlen, Piter Balakyan) yazarlar, ressamlar (Arşil Gorki, Garzu, Jansem), besteciler, müzisyenler, şarkıcılar (Alan Hovhannes, Hambardzum Berberyan, Barseğ Kanaçyan, Tiran Karvarents, Lusin Amara, Şarl Aznavur), sinemacılar (Ruben Mamulyan, Anri Vernöy, Atom Egoyan) ve farklı alanlarda ün sahibi kişiler çalışmalarda bulundu.

Bağımsızlık dönemi

Ermeni halkı, 28 Mayıs 1918’de devleti yeniden kurdu, fakat Aralık 1920’de Bolşevik Rusya’nın Kızıl Ordusu, Ermenistan Cumhuriyetini ilhak etti. Kars bölgesi, Surmalı bölgesi (Türkiye’ye bağlandı), Dağlık Karabağ, Nakhicevan (Azerbaycan’a bağlandı) Ermenistan’dan kopartıldı. Kalan küçük toprak parçası üzerinde Sovyet Ermenistan’ı kuruldu.

Sovyet dönemi

Ermenistan Cumhuriyeti’nin sınırlarının ve topraklarının şekillendirilmesi

Sovyetleşme ve siyasi-ideolojik değişimler, 1920-1930 yılları kültürü üzerinde hissedilir derecede etkiler yarattı. Yüzyıl başında ortaya çıkan ideolojik ve ruhani engeller yıllar içinde düzenlenerek kültür hayatı normal akışına girdi. Sayısız kültür ocakları ve yükseköğrenim kurumları yaratıldı.

Yerevan Devlet Üniversitesi, Opera ve Bale Binası

Martiros Saryan, Sedrak Arakelyan, Hakob Kocoyan, Yervand Koçar ve çok sayıda yetenekli sanatçı renkli paletleriyle Ermeni resim sanatının yeni okulunu şekillendirdiler.

Martiros Saryan

Yeni kurulan devlet tiyatro, opera ve bale salonları, orkestralar, topluluklar ve solistler, kültür hayatında görülmemiş bir hareketlilik getirdi.

Dünya coğrafyasına yayılmış olan ünlü Ermeni artistler, besteciler, şefler, şarkıcılar Ermenistan’a gelerek, burada yaşamaya ve çalışmaya başladı.

Milli geleneksel müzik temelli modern eserler yazıldı. Yerevan’da ve Ermenistan’ın farklı şehirlerinde, repertuarlarında Rus, Avrupa ve tabii olarak Ermeni klasik ve modern sanatçılarının eserlerinin sahnelendiği devlet tiyatroları açıldı.

 

Aram Khaçaturyan

Bu dönem, konut ve kamu binalarının özgün yapılandırılmalarıyla (Yerevan’daki Cumhuriyet Meydanı, Opera ve Bale Salonu, Milli Kütüphane, bir dizi yüksek öğrenim kurumları) göze çarpmaktadır.

Alman faşistlerinin başlattığı İkinci Dünya Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasında Ermenistan’ın da payı vardır.

300 binin üzerinde Ermeni bu savaşta hayatını kaybetmiştir.

107 Ermeni, SSCB kahramanı payesine erişti, 4’ü mareşal, biri amiral, 70 kadarı ise general rütbesi aldı.

Hamo Beknazaryan

Dünya savaşının sonunda diasporanın eve dönüşü başladı ve bu sayede Sovyet Ermenistan’ın nüfusu arttı. Stalin’in baskı rejimi döneminde dahi Ermenistan ekonomik ve kültürel yükseliş yaşamıştır.

1924 yılında perdeye taşınan “Sovyet Ermenistan’ı” belgeseli ve 1925 yılında Hamo Beknazaryan’ın çevirdiği filmle Ermeni sineması kurulmuş oldu.

1943 yılında kurulan Ermenistan Bilimler Akademisi, klasik ve modern bilim dallarının gelişmesine katkı sağladı.

Arkeolojik kazılar da ihmal edilmedi. Özellikle Van Krallığı bölgesinde (Armavir, Karmir Bılur, Erebuni, Garni) Ermenistan’ın Helenistik dönemiyle ilgili değerli anıtlar ortaya çıkartıldı.

Vahram Papazyan

Stalin politikası sayesinde isimleri yasaklanmış olan yazarların eserleri 1950’li yıllarda “kapalı çekmecelerden” çıkartıldı. Ulusal kurtuluş konulu çok sayıda eser yayınlandı.

Ermeni bestecilerden Aram Khaçaturyan, Arno Babacanyan, şarkıcılar Gohar Gasparyan, Lusine Zakaryan, kemancılar Ruben Aharonyan, Jan Ter-Merkeryan eserleri ve yorum ustalıkları sayesinde uluslar arası yarışmalarda ödül kazanarak, ünlendiler.

Ermeni tiyatrosu, 1960’lı yıllarda ününün doruk noktasına ulaştı. Yetenekli artistler Vahram Papazyan, Hraçya Nersesyan, Avet Avetisyan ve diğerleri, Ermenistan’ın sınırları dışında da ünlendi.

Sergey Paracanov

Sergey Paracanov’un sanatı, Artavazd Peleşyan’ın sinema belgeselleri, uluslar arası sinema ölçütleriyle belgelenecek değerlerdir.

S. Paracanov’un sineması fikir derinliği, resim sanatı tekniklerinin alışılmadık uygulanması, gustosu ve derin resimselliğiyle özgündür.

A. Peleşyan’ın filmlerinin benzersiz resim-ses sistemi, özgün sinema dili, eşsiz montaj ustalığı “uzaktan kumandalı montaj” anlayışını meydana getirerek, Peleşyan’ın çalışkanlığı sayesinde, uluslar arası film montajı alanında yeni bir söz olmuştur.

Yerevan’daki “Hırazdan” stadyumu, “Zıvartnots” havaalanı, Spor ve Konser

Artavazd Peleşyan

Salonu ile Oda Müziği Binası’nın yaratılması, Ermeni mimarisinin güçlü yükselişinin bariz göstergesidir.

7 Aralık 1988 depremi, Ermenistan’a ağır bir darbe vurdu. Binlerce insan hayatını kaybetti, sayısız maddi değer yıkıntılar altında kaldı ve yok oldu.

Uluslar arası toplum yürekten destek vererek, felakete uğrayan ülkenin insanlarına el uzattı ve bu sayede acılar hafifledi, dertlerin üstesinden gelebilme ruhu güçlendi.

 

Գոհար Գասպարյան

 

“Zıvartnots” Havaalanı, “Hrazdan” Stadı

Artsakh (Karabağ) hareketi

Ermenistan ve Dağlık Karabağ Cumhuriyetleri, Dağlık Karabağ armaları

Felaketten önce, Şubat 1988’de Artsakh (Karabağ) hareketi başlamıştı. Ulusal uyanış, idari emir komuta sisteminden ülkeyi kurtarıp, demokratikleşme yolunda ilerleme güdüsüne güç verdi. Bu mücadele sayesinde Dağlık Karabağ, kendisine dayatılan bu savaşta zafer kazandı ve Azerbaycan’ın hukuk dışı egemenliğini üzerinden attı.

Yeniden bağımsızlaşma dönemi

21 Eylül 1991 tarihinde Ermenistan’da bağımsızlık referandumu yapıldı ve bağımsız Ermenistan Cumhuriyeti’nin varlığı tasdik edildi.

Ermenistan Cumhuriyeti bayrağı ve arması

Ermenistan Cumhuriyeti 2 Mart 1992 tarihinde Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na üye oldu. Ülkemiz, 2001 yılında Avrupa Parlamentosu’na katıldı. Daha sonra da Uluslar arası Para Fonu, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve daha başka teşkilatlara üye oldu ve sosyoekonomik bazı zorluklara rağmen, demokratikleşme sürecini kalıcı kıldı.

Ermenistan Cumhuriyeti Parlamento binası, Ermenistan Cumhuriyeti hükümet binası

1990’lı yıllarda, bağımsızlık ilanından sonra, serbest piyasa ekonomisinin nefesi kültür alanına da yayıldı ve özel teşebbüs şekillenmeye başladı. Bu konuda tiyatro-stüdyoları öncül oldu. Resim galerileri, kütüphaneler ve müzeler, gazeteler ve dergiler ile televizyon kanalları bunu takip etti.

Ermenistan’ın kültür alanını düzenleyen devlet kuruluşları, çalışanları ve organizasyonları, şimdi uluslar arası kültür süreçlerine eşdeğer adımlar atmaya çalışıp, çağlar boyu edinilenleri koruyarak, yeniyi, moderni yaratmaya çalışmaktadır.

http://akunq.net/tr/?p=15350

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: