romeyika.com

Vahit TURSUN

Αslında epey bir zamandır, Karadeniz’de Rumca konuşan insanlar, kendi geçmişleri konusunda yığınlarca soru ile boğuşup duruyorlar. Bazıları kendi kafalarına göre sosyal medyada bir şeyler yazıp çizerken, bazıları da kendi kendine; “Tzan mıydık, Laz mıydık, Türk müydük, sonradan mı Helenleştik vb.” gibi sorular sorup duruyor.

 

Ne yazık ki bu konuda henüz doğru dürüst ve tüm soruların bir şekilde cevap bulabileceği herhangi bir çalışma mevcut değildir. Burada, özellikle şahsıma yöneltilen sorulara cevap olsun diye, bir soru-cevap listesi hazırladım. Umarım ilgilenenlerin işine yarayacaktır.

 

  1. Soru: Karadeniz’de neden Rumca (Romeyika) konuşuluyor?
    Cevap: Bilindiği üzere Helenler, Karadeniz ile ilişkileri Mitolojik dönemden önce başlar. Tarihin henüz yazılmamış olduğu bu dönemlerden itibaren, bu coğrafyada çeşitli otoriteler, krallıklar ve imparatorluklar kurmuş, egemenliklerini sürdürmüşlerdir. Bunları sıralamak gerekirse; başta Koloni Kentler dönemi (yaklaşık MÖ 800 – MÖ 281) ele alınabilir. Bu dönemde Helenler, Karadeniz’de birçok koloni kentler kurmuştur. Bunlar; Sinop (Sinopi), Samsun (Amisos), Amasya (Amasia), Ordu (Kotiora), Giresun (Kerasus), Trabzon (Trapezounta), vb. gibidir.
    Sonrasında ise Pontos Krallığı (MÖ 281 – MÖ 63) kurulmuştur. Burada hemen şunu belirtmekte yarar var; bazı tarihçiler, Pontos Krallığı’nın hanedanlarının Pers kökenli olduklarını, dolayısıyla da bu Krallığın halkının da Helen olamayacağını iddia ediyorlar. Oysaki yukarıda sözünü ettiğimiz Koloni Kentler döneminde bile yazılan klasik eserlerde (örn; Ksenofon MÖ 400 – 401), Sinop, Samsun, Amasya, Ordu, Giresun, Trabzon, vb. gibi şehirlerin Helen şehirleri oldukları kaydedilmiştir. Ayrıca, adı geçen dönemlere ait bulunan kalıntılarda Helenceden başka bir dile rastlanmamıştır. Velev ki bu otoritelerin halkı büyük ölçüde farklı halklardan oluşmuş olsun, eğer bir halk medeniyet açısından insanlığa, coğrafyasına, geleceğine hiçbir şey bırakmamışsa, o halk o bölgede hiç yaşamamış demektir.

    Bu bölge, MÖ 63 yılından itibaren Roma-Bizans’ın hâkimiyetine girmiş, kesintisiz olarak 1267 yıl (MS 1204 kadar) bu hâkimiyeti sürmüştür.

    Son olarak, MS 1204 yılında Trabzon Rum İmparatorluğu kurulmuş olup, bu İmparatorluk da hâkimiyetini, Osmanlı’nın 1461’de Trabzon’u ilhakıyla yitirmiştir.

    Yukarıda saydığımız otorite, krallık ve imparatorlukların tebaası durumunda olanların bir devamı olup, çeşitli nedenlere dayalı olarak halen dilini kullanabilen bir topluluğun varlığı söz konusudur. Bu nedenle, bölgede 60’a yakın köyde halen Rumca konuşulmaktadır.


    PONTOS KRALLIĞI

  2. Soru: Helenler kimdir?
    Cevap: Karadeniz ve genel olarak Kafkasya ile tarihin bilinmeyen zaman ve yazılı tarihten beri ilişkileri bulunan Helenler’in kim oldukları konusu, üzerinde farklı yorumların yapıldığı bir konudur. Bugün açısından bilinen, Yunanlıların ataları olduklarıdır. Biz burada, bu konuda yapılan yorumları inceleyerek bir sonuca varmaya çalışalım:

    MÖ 8. yüzyılda yaşamış ve İzmirli olduğu söylenen, antik çağların ünlü şairi Omiros (Homeros), “Helenler” olarak, Yunanistan’ın Thesalia bölgesinde, küçük bir yer olan Fthia’da oturanları adlandırır.

    MÖ 460 – 404 yılları arasında yaşamış Atinalı ünlü bir tarihçi olan Thukididis (Thoukidides) Omiros’a dayanarak, Helenler’in Fthia’da oturan halkın olduğunu yazar.

    Pario mermerinde bulunan yazıtlarda, “Defkelion’un oğlu Elin, Fthia’ya hâkim olduktan sonra, daha önce Greki (Grekler) olarak bilinen halk, Helenler adını almıştır.” diye yazar.

    MÖ 384 – 322 yılları arasında yaşamış olan ünlü filozof Aristotelis (Aristoteles), yarattığı 400 eserinden kurtarılabilen 143 tanesi arasında bulunan “Meteoroloğika” eserinde, İpiros (Epirus)’un Dodoni bölgesinde, şimdilerde Helenler olarak anılan ama daha önce Grekler olarak bilinen Sel’lerin oturduğunu yazar. Kendisi kurduğu okula Likion adını vermişti. Bugün Lise adı bu okulun adından gelmektedir.

    MÖ 2. yüzyılda yaşamış olan ünlü bir mitoloji yazarı olan Apollodoros, Helenlerin Yunan coğrafyasından Pelasglar’ı kovduğunu yazar.

    Alman tarihçi Jac Ph. Fallmerayer; “En eski Hellas ve en eski Helen kentlerinin kalıntıları, Peloponisos (Mora yarımadası)’ta ve Attiki veya Dorida bölgesinde değil, Kafkas vadileri ile Doğu Pontos kıyılarında aranmalıdır”

    İlyas Karagöz; “Issız toprağında, ilk insan olarak efsanevi Pelasğos görülür. Akdeniz yöresiyle Yunanistan’da oturan en eski soyun adı Pelasğos, Pelasğoslardı. Zeus’la Niobe’den doğmuş olduğu söylenen Pelasğos, da bu soyun atasıdır. Yani, Yunan toprağının, Arkadya bölgesinin bir nevi Ademi’dir.”

    İlyas Karagöz burada, Helenler’in, Pelasglar’ın torunları olduğuna işaret eder.

    Bilim dünyası yukarıdaki yorumlarla ilgili tartışadursun, sanırım en doğru yorumu İsokratis (MÖ 436 – 338 arası Atina’da yaşamış bir sunucu) şu sözüyle yapmıştır; “Elines ine i tis imeteras pedias metekhontes” = “Elenler, bizim eğitimimize sahip olanlardır”. Yani “Helence konuşan ve Helence düşünen herkes Helendir.” demiştir.

    Ayrıca; eski çağlarda, Helen kelimesi, küçük veya büyük barbar grupların tam karşıtı olarak kullanılan bir kelime olmasının dışında, çok tanrılı din olan Paganizm’e (Olimpos’un On iki Tanrılarına inananlara verilen ad) mensup olanların bütününü kapsayan bir kelimeydi.

    Yukarıdaki farklı yorumlardan, Helen kelimesinin tek bir halk grubuna veya tek bir ırka dayalı olmadığı, İsokratis’in de dediği gibi; Helence konuşan herkesin Helen kabul edildiği anlaşılmaktadır. Zaten daha sonra ortaya çıkan ve uygarlığıyla, özellikle Batı dünyasına ışık saçan Helenizm, Anadolu dâhil, koca bir coğrafyada kabul görmüş ve binyıllar boyunca Helence hâkim dil olarak kullanılmıştır.

  3. Soru: Rumca veya Romeika bir Roma dili midir?
    Cevap: Roma’nın resmi yazışmalarda kullandığı dil başta Latince olmasına rağmen, daha sonra halkın kullandığı Helenceyi kullanmaya başlamıştır. Romeyika ve günümüz Yunancası, Antik Helen dünyasında (Anadolu ve Yunan coğrafyası) Helenler tarafından konuşulan bir dildir. Bütün dünyanın okuduğu yüzlerce klasik tarih, edebiyat, felsefe, tıp, vb. gibi kitaplar bu dilde yazılmıştır. Heredot, Homeros, Ksenofon, Platon, Hipokrat, vb. bilim ve düşünce insanları kitaplarını bu dilde yazmışlar.
  1. Soru: Rumcanın asıl adı Helence ise, buna neden Rumca veya Romeyika deniyor?
    Cevap: Roma İmparatorluğu döneminde, çıkan çeşitli savaşlar, izlenen yanlış sosyal, siyasal ve ekonomik politikalar yüzünden, Roma halkı içerisinde farklı sınıf katmanları ortaya çıkmıştı. Bu sınıflar; “toprak ağaları, yöneticiler, zengin tüccar ve tefeciler, fakirleşmiş Roma halkı ve köle durumunda olanlar” gibiydi. İyice fakirleşmiş ve çaresiz kalmış halk ve köleler arasında, Hıristiyanlık hızla yayılmaya başlamıştı. Çünkü Hıristiyanlık, fakir ile zenginin, köle ile efendisinin ve farklı etnik unsurların aralarında eşitliğini savunuyordu. Ayrıca, Hıristiyanlığın ibadet biçimi, çok tanrılı dinin ibadet biçiminden çok daha kolaydı. Bunun yanı sıra, Hıristiyan misyonerler, bu dine geçen zayıf insanlara, devletin uzatmadığı eli uzatıyor, yayılabilmek adına sorunlarını paylaşma yoluna gidiyordu. Ayrıca Hıristiyanlık, ilk yayılmaya başladığı dönemlerde, Roma yönetimi tarafından baskıya maruz kalmış, Hıristiyanlar ile Roma yönetimi karşı karşıya gelmişti. Bu durum, bir şekilde kendilerini Roma işgali altında hisseden, henüz Elen kültürel kimliğini kaybetmemiş, ağırlıklı olarak Anadolu ve Yunan coğrafyasında yaşayan Helen toplumunun bu yeni dine geçişini hızlandırdı. Daha sonra yüzlerce yıl süren misyonerlik faaliyetleri sonucunda Hıristiyanlık, Roma’da en büyük din haline geldi. Sonuçta Hıristiyanlık, Roma İmparatoru Konstantin zamanında resmi din olarak kabul edilir. Bu süreçten sonra Hıristiyanlar, o zamana kadar henüz Hıristiyan olmamış ve henüz paganizme inanmaya devam eden Helenler üzerinde baskı kurmaya başlarlar. Bu baskı zamanla yerini tahribe, talana, yağmaya, işkenceye ve katliama bırakır. O zamana kadar üretilmiş ve Helenizm ile Paganizmi andıran veya hatırlatan bütün sanat eserlerini tahrip etmeye başlarlar. Helenizm’in en büyük kütüphanelerini ateşe verirler. Helenizm’e ait taş üstünde taş, Helenlere de yapmadık işkenceler bırakmazlar. Böylece, Hıristiyanlığın fanatizmi vahşete dönüşür.

    Hıristiyanlığın bir ara yumuşayan bu vahşeti, Yustinianos (Justinian) döneminde yeniden alevlenerek, Helenizm’in sonu tamamen getirilir. Böylece, Hıristiyanlığın vahşeti ile başlayan sürecin sonunda, artık ne Helen kalır nede Helence adı.

    Artık hiç kimse Helen değildir ve Helence de konuşmuyordur. Herkes Helence konuşmasına ve İncil’in de bu dilde yazılmasına rağmen, Rum’dur ve Rumca konuşuyordur. Böyle bir vahşet dönemini yaşayan Helence, Romeyika adı altında hayatını sürdürmeye başlar ve bugüne kadar Anadolu’da devam eder. Ancak, Osmanlıdan ayrıldıktan sonra kurulan Yunanistan, bu dilin orijinal adını kullanmaya başlamıştır. Yunanistan’da bugün bu dil, “Elinika” olarak bilinir.

    İşte Helence’nin Rumca’ya, Elinika’nın Romeyika’ya dönüşünün acı hikâyesi kısaca budur.

 

Devamı…  http://www.romeyika.com/index.php/tr/8-makaleler/17-rumca-konusan-karadenizliler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: