YÜZYILIN DRAMI SIĞINMACILAR FOTOĞRAF SERGİSİ

Süryani Kilisesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Yüzyılın Dramı Sığınmacılar” konulu fotoğraf sergisi açıldı.

İstiklal Caddesi üzerinde bulunan St. Antuan Katolik Kilisesi bahçesindeki serginin açılışına ev sahibi Süryani Katolik Patrik Vekili Yusuf Sağ‘ın yanı sıra Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Musevileri Hahambaşı Rav İsak Haleva, Ermeni Patriği Genel Vekili Aram Ateşyan, Latin Katolik ruhani lideri Rubentyar Ablağa ile bazı ülkelerinİstanbul’daki başkonsolosları ile misyon temsilcileri katıldı.

Süryani Katolik Patrik vekili Sağ, sığınmacıları konu edinen bir fotoğraf sergisinin açılışında farklı din mensuplarının bir araya gelmesinin çok önemli olduğunu belirtti. Değişik din ve mezhep mensubu kıymetli kişilerin İstanbul Müftüsü, Rum, Ermeni ve Ortodoks mezhebinin ruhani liderlerinin bir arada bulunmasının birlik, beraberlik ve dayanışma göstergesi olduğunu aktaran Sağ, “Burada sizleri selamlamaktan başka söyleyecek sözümüz yoktur. Katkısı olan herkese teşekkürler ediyorum.” dedi.

Sağ’ın ardından sergi hakkında bilgi veren Peder Orhan Çavlı, insanların kardeşliğinin bir teori değil bilimsel bir gerçeklik olduğunu vurgulayarak yaralı duruma düşmüş tüm sığınmacılara yardım elinin uzatılması çağrısında bulundu.

Dünyayı daha güzel bir yer yapmak zorundayız

Beyoğlu Belediye Başkanı Demircan, “Kendi hikayemizle yüzleşiyoruz. İnsanlık vicdanına çağrı yapıyoruz. İnsanlık vicdanını sahneye davet ediyoruz. ya yüz akımızla çıkacağız ya da Allah’ın huzurunda bu acının hesabını vereceğiz.” diye konuştu.

Tarihteki göçlere dikkati çeken Demircan, şunları kaydetti:

“Göçün pek azı müstesna, hepsi çok acıdır. Göçten bahsederken gasp edilmiş insanlık hallerinden bahsederiz. 60 milyon kişi göç etti. Göçlerle yüzleşiyoruz. Eğer göçlerin kuralı varsa, bu göç, bu kuralın yanlış işlediğini gösteriyor. Dünyanın bir geleceği varsa, bu göç bu geleceğin karanlık olduğunu gösteriyor. ya bu yarayı bugün iyileştireceğiz ya da bu yara hepimizi alacak. Bir birimizi ötekileştirmeden, dünyayı daha güzel bir yer yapmak zorundayız.”

Fener Rum Patriği Bartholomeos ise dışarıda sergilenen fotoğrafları gördükten sonra daha önceden bir konuşma metni hazırlamasına gerek olmadığını anladığını belirtti.

Ortamdaki sevgi ve saygıya herkesin ihtiyacı olduğunu ifade eden Bartholomeos, “Bu sevgi ve dayanışmaya daha fazla sığınmacıların ihtiyacı var. Papa ile birlikteYunanistan’da sığınmacıları ziyaret etme imkanı bulmak benim için çok sembolik ve önemliydi. Sığınmacıların yanına gittik, dertlerini dinledik. Beraber sohbet edip öğlen yemeği yedik. Midilli Limanı’na gidip denizde hayatlarını kaybetmiş kardeşlerimizin adına çelenk attık. Tabii bütün bunlar vazifemizi tam olarak yapmışız anlamına gelmiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Acı çeken sığınmacılar için sevgi ve dayanışmanın devam etmesi gerektiğinin altını çizen Bartholomeos, şunları söyledi:

“Hepimizin imkanları vardır. Onların yanına gidip onlara karşı gereken sorumluluğumuzu yerine getirmemiz gerekiyor. Gerek Ortadoğu’da gerekse çatışma olan başka yerlerdeki savaşların bitmesi en önemli husustur. Herkesin kendi evinde ve memleketine işinin başında bulunması çok daha önemlidir. Bunun için Allah, birlik ve beraberliğimizi hiçbir zaman eksik etmesin.”

İki yüzlü dünya

İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran ise mazlum ve mağdurların acılarına dikkat çekmek için bu sergiyi açanlara teşekkür ederek başladığı konuşmasında can ve mal güvenliğinin olmaması nedeniyle zorunlu göçle imtihan olunanların çoğunluğunun İslam coğrafyasında yaşayanlar olduğunu dile getirdi.

Suriye, Irak, Myanmar gibi coğrafyalarda insanların düşmanca muameleye maruz kalmalarının çeşitli nedenleri bulunduğunu söyleyen Yaran, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Din, mezhep ve etnik farklılıklar nedeniyle insanların can ve mal güvenliğinden yoksun hale getiriliyor. Günümüz dünyası iki yüzlülüğün hakim olduğu çok zalim bir yer olmuştur. Bugün birileri kapalı kapılar ardından stratejik işgal planları yapmaktalar. Irak ve Suriye’de yaşananların ülkemizi çok yakından ilgilendirdiği hepimizin malumudur. Bölgemiz sıkıştırılmakta, uluslararası bir destek olmadan birtakım terör örgütlerinin alanı haline getirilmektedir. Gerçek ve görünür sebepleri üzerinde elbette kafa yorup çözüm getirmemiz gerekmektedir.”

Müftü Yaran, “Sebepleri ne olursa olsun, karşı karşıya olduğumuz bir göç hareketi var. Biz bunu daha karmaşık bir hal almadan çözmek zorundayız. İnsanların ölüm pahasına kendilerini denize atmalarını anlamak zorundayız. Onların acılarını dindirmek, karınlarını doyurmak, eğitim imkanları sağlamak durumundayız. Devletimiz imkanları ölçüsünde bir şeyler yapıyor. Ancak tek başına çözmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. Dünyanın diğer ülkelerinin de desteği gerekiyor.” diye konuştu.

Ermeni Patrik Vekili Ateşyan da göçmenlerin ne kadar yakın ilgi görürlerse görsünler, sığınmacıların bir gün mutlaka doğdukları topraklara dönmeyi arzuladıklarını belirtti.

Göçmenleri, mültecileri sevindirmek, onların acılarını hafifletmenin Allah katında değerli olduğunu dile getiren Ateşyan, “İnsanı sevmek Tanrı’yı sevmenin bir göstergesidir. Göçmen ve sığınmacılara gösterilen sevgi ve ilgi Tanrı’ya gösterilmiş sevgi ve ilginin bir biçimidir” dedi.

Hiç bu kadar utanmamıştım

“Tarihin derinliklerine baktığımızda dünyamız farklı coğrafyalarda çokça zulüm görmüştür” diyen Türkiye Musevi Cemaati Hahambaşı Haleva ise geçmişteki büyük göçlerin hiçbirinin bugünkü yaşanan göç kadar yürek burkan bir nitelik taşımadığını vurguladı.

Haleva, şöyle konuştu:

“Çekilen acılar ve karşılaşılan ızdıraplar hiç de öyle kolay atlatılmayacaktır. Temelde can korkusuyla evlerini, barklarını, işlerini, güçlerini, kendilerini ve atalarının gömülü bulunduğu mezarlıkları terk edip bir meçhule çıkmak zorunda kalanların durumu bu çağın insanlık adına yüz karası değil de nedir? Kalplerin, ayrımcılığın, nefretin beslediği milyonlarla ölçülebilen erkek, çocuk, kadınların can korkusuyla canlarını tehlikeye atan ve bu yolda canlarını verenler var. Ülkelerin bölünmelere, ailelerin parçalanması, geleceğe yönelik hayallerin yıkılması ve giderek umutların paramparça olmasına neden oluyor. Bir din adamı olarak yaşamım boyunca Tanrı’ya inanmalarını ve umutlarını korumalarını telkin ettim. Doğrusu artık bu telkinleri yapmaktan utanıyorum. İki eli böğründe olan aç insanları görüyor olmaktan utanıyorum.”

Iraklı bir sığınmacı da kısa bir konuşma yaparak Türkiye’ye ve Türk halkına, göçmenlere kucak açtıkları için teşekkür etti.

Kilisenin ilahi korusunun konser verdiği program, kokteyl ve katılımcıların fotoğraf çektirmesiyle sona erdi.

Kaynak ve Fotoğraflar:  Anadolu Ajansı ; Güncelleme Tarihi: 14 Temmuz 2016

http://www.suryaniler.com/haberler.asp?id=1260

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: