ortodokslartoplulugu.org

 

Meryem Ana

 

İsus’un kutsal annesi Meryem’i tanımlamada kullanılan Grekçe Theotokos sözcüğünün tam Türkçe karşılığı Tanrı’nın Annesi değil de Tanrıdoğurandır. Her ne kadar Roma Katolik Kilisesi’nde ve bazı gelenek yanlısı (Reformist olmayan) Batı Kiliselerinde Meryem’e Tanrı’nın Annesi (Mater Dei) dense de bu söz grubu Theotokos sözcüğünden farklıdır. Aslında Grekçe tapınma yapan Ortodoks Kiliselerinde Meryem hem Tanrıdoğuran (Theotokos) hem de Tanrı’nın Annesi (Mitir Theou) olarak adlandırılmaktadır. Bu iki bağlantılı ancak farklı yapı, özellikle her ayinde Meryem’e hitaben söylenen Theotokion ilahisinde geçer:

Ἄξιόν ἐστιν ὡς ἀληθῶς μακαρίζειν σε τὴν Θεοτόκον, τὴν ἀειμακάριστον καὶ παναμώμητον καὶ μητέρα τοῦ Θεοῦ ἡμῶν. Τὴν τιμιωτέραν τῶν Χερουβεὶμ καὶ ἐνδοξοτέραν ἀσυγκρίτως τῶν Σεραφείμ· τὴν ἀδιαφθόρως Θεὸν Λόγον τεκοῦσαν, τὴν ὄντως Θεοτόκον, σὲ μεγαλύνομεν.

Yerindedir seni ővmek, her zaman kutlu, en temiz, Τanrι’mızın annesi. Sen’ki Heruvimlerden daha saygın ve Serafimlerden kıyaslanmaz ölçüde yücesin, sen’ki Tanrι’nın Kelamını eksiksiz doğurdun. Yüceltiriz Sen’i gerçek Tanrıdoğuran.

Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi bazı gelenek yanlısı Batı Kiliseleri bu Theotokos sözcüğü yerine Tanrı’nın Annesi demeyi tercih etmişler ve bu kullanımı yaygınlaştırmışlardır. Peki, Grekçede Kutsal Meryem’e niçin Theotokos (Tanrıdoğuran) denir? Bu sözcüğün kullanımına ilişkin dinsel tartışmalar da olmuştur ve günümüzde çoğu Reformcu (Protestan) Kilise bu sözcüğün kullanılmasına şiddetle karşı çıkmaktadır. Bu tartışmaların sebebi nedir?

Her şeyden önce Kutsal Meryem’in daha Efes Konsülü (M.S. 431) öncesinde bile Tanrıdoğuran olarak kabul edildiğini gösteren birkaç tarihsel kaynak mevcuttur. İskenderiyeli Athanasius, Tanrıbilimci Gregory, Altınağızlı Yuhanna M.S. 431 tarihinden önce Meryem’i Tanrıdoğuran diye adlandırmışlardır. Dahası, Sub tuum praesidium isimli ve M.S. yaklaşık 250 yılına ait bir Kopt Ortodoks ilahisinde Meryem’e Theotokos denmiştir. M.S. 431’deki Efes Konsülü ise bu kullanımın doğru ve kabul edilebilir olduğunu ilan ederek ona tapınmada ve tanrıbilimde resmiyet kazandırmıştır; çünkü bu Konsülün toplanma amacı Theotokos (Tanrıdoğuran) sözcüğünün anlamına ilişkin Hristolojik (Mesih bilimine ait) bir tartışma olmuştur.

Efes Konsülü ve Nestorius

Beşinci yüzyılın başında yaşayan ve Konsül döneminde Konstantinopolis Patriği olan Nestorius, dua ve ayinlerde Meryem’e Theotokos (Tanrıdoğuran) denmesine şiddetle karşı çıkmış ve Meryem için Xristotokos (Mesihdoğuran) denmesi gerektiğini savunmuştur. Elbette, Nestorius’un muhalefetinin temelinde Meryem’e saygı gösterilmesine karşı çıkması değil, Mesih’i geleneksel Hristiyan tanrıbiliminden farklı biçimde tanımlama isteği yatmıştır. Nestorius, Nasıralı İsus olarak bilinen Mesih’in doğumu sırasında tanrısal ve insani iki farklı kişinin birleştiğini öğretmiştir. Yani ona göre, Tanrı’nın Oğlu olan Logos (Tanrısal söz) beden alıp insan olurken sadece insan tabiatı edinmemiş, yaratılmış olan ve Meryem’den doğmuş olan bir insani kişi ile de birleşmiştir. Oysa Kilise, bu görüşe karşı çıkmış ve Meryem’in doğumuyla bizzat Oğul’un insan olduğunu ve gerçek insan tabiatına sahip Mesih’in hem tanrısal hem de insani tüm eylemlerinin tek bir öznesi olduğunu ve bu öznenin de sadece Tanrı olduğunu öğretmiştir. Kısacası, Ortodoks inanç ve öğretide Mesih, iki farklı tabiata sahip tek bir (tanrısal) kişidir.

Bunun doğal bir sonucu olarak, Meryem’in beden verdiği (insan olarak doğurduğu) kişinin Tanrı olduğu söylenmelidir ve bu da Meryem’e niçin “Tanrıdoğuran” veya “Tanrı’ya insan bedeni veren” dendiği sorusuna tanrıbilimsel bir yanıt sağlar. Şüphesiz, Meryem’in doğurduğu şey Mesih’in tanrısal tabiatı değildir ve bu yüzden Tanrıdoğuran sözcüğü, “başlangıçta veya Meryem öncesinde var olmayan Tanrı’ya Meryem’in varlık sağladığı” şeklinde asla yorumlanamaz. Bu tür saçma bir yorum, Oğul’un/Logos’un yaratılmamış olduğunu ve başlangıçsız olduğunu söyleyen temel Hristiyan doktrinini ve felsefesini inkâr eder. Meryem, Tanrı’nın insan tabiatını doğurduğu için ve onun annelik yaptığı kişi tanrısal bir KİŞİ olduğu için (çünkü bir kadın belli bir tabiatın değil, bir kişinin annesidir!) Tanrıdoğurandır ve Tanrı’nın Annesidir. Efes Konsülü de bu sebeplerden dolayı Nestorius’un Hristolojik görüşlerini lanetleyerek onu sapkın ilan etmiş ve Meryem’in Theotokos olarak adlandırılmasının doğru ve yerinde bir eylem olduğuna hükmetmiştir. Bu dönemde yaşamış ve tartışmaların içinde yer almış olan İskenderiyeli Aziz Kiril, Mısır Keşişlerine yazdığı mektupta şöyle demiştir: “Bazılarının, Kutsal Bakirenin Tanrıdoğuran olarak çağrılıp çağrılamayacağı konusunda tamamen şüphe içinde olduklarını görüp hayret ediyorum. Çünkü eğer Rabbimiz İsus Mesih gerçekten Tanrı ise, onu doğuran Kutsal Bakire nasıl olur da Tanrıdoğuran olmaz?” (1. Mektup, Mısır Keşişlerine, PG 77:13B)

Reform Süreci ve Meryem

Batı’daki Reform hareketi, Roma Katolik Kilisesi’nden kopuş şeklinde gerçekleşmiş ve özellikle Kilise’nin geleneksel yorumlarına ve doktrinlerine muhalefet eden çeşitli Kiliselere kaynaklık etmiştir. Bu Kiliseler yorum farklılığından dolayı pek çok konuda görüş ayrılığına sahip olsalar da genelde Reform Kiliseleri veya Protestan Kiliseleri olarak bilinirler. Protestanlar, Roma Katoliklerini Meryem’e aşırı ve gereksiz saygı göstermekle suçladıkları için Kutsal Meryem ile ilgili birçok geleneksel öğretiyi reddederler. Meryem’e atfen kullanılan Tanrı’nın Annesi ifadesinin de aşırı olduğunu ileri sürüp Meryem’den Tanrı’nın Annesi diye söz etmenin onu gereğinden fazla yüceltme amaçlı olduğunu zannederler. Bu sebeple çoğu Protestan, Meryem’in Tanrı’nın değil de sadece Mesih’in annesi olduğunu savunarak büyük bir hata yapar.

Hata yapar diyoruz çünkü ilk olarak Meryem’e Tanrı’nın Annesi demede ısrar etmenin amacı Meryem’i çok sevip saymak değil, Mesih’i gerçek Tanrı olarak yüceltmek ve Hristolojik bir gerçeği vurgulamaktır. Meryem eğer Tanrı’nın Annesi değilse Mesih’in Tanrı olmadığı veya Oğul’dan farklı bir kişi olduğu düşünülebilir. İkincisi, Meryem’e Mesih’in Annesi demekte ısrar eden Protestanlar farkında olmadan Nestorius’un sapkın öğretisini desteklemekte ve onunla aynı tanrıbilimsel hataya düşmektedir. Nestorius, Oğul’un insani tabiatının kendine özgü bir insani kişiliğinin bulunduğunu ve bu yüzden Mesih’in insani eylemlerinin öznesinin de Oğul’dan farklı dünyevi bir kişi olduğunu savunarak Mesih’i ikiye bölmeye çalışmıştır. Bu ise Oğul’un beden aldığı ve çarmıh aracılığıyla kurtuluşu sağladığı yolundaki temel Hristiyan öğretisiyle açıkça çelişir. Çarmıhta insan tabiatı sayesinde acı çeken ve ölen KİŞİ Tanrı değilse, kurtuluş söz konusu değildir! Kurtuluş, Tanrı’nın insan tabiatının ölmesi sonucunda gerçekleşmiştir. Aynı şekilde Meryem’in insan olarak doğurduğu KİŞİ Tanrı’dır ve bu nedenle Meryem, insan tabiatına bürünen Tanrı’nın Annesidir. Görüldüğü gibi bu ifadenin kullanımına karşı çıkan Protestanlar aslında Mesih’in göksel bir kişi olduğunu ve bu sayede insanlığı günahtan ve ölümden kurtardığını kabul etmemektedir.

Dahası, Protestanların gelenekleri kabul etmemek için icat ettikleri ve sığındıkları Sola Scriptura (sadece Kutsal Kitap) ilkesi bile bu konuda onların büyük bir yanlış yaptığını göstermektedir; çünkü Luka İncili’ne göre Yuhanna’nın annesi Elizabet, onu ziyaret eden Meryem’e “Rabbimin annesi” demiştir:

Elizabet Meryem’in selamını duyunca rahmindeki çocuk hopladı. Kutsal Ruh’la dolan Elizabet, yüksek sesle şöyle dedi: «Kadınlar arasında kutsanmış bulunuyorsun, rahminin ürünü de kutsanmıştır! Nasıl oldu da Rabbimin annesi yanıma geldi? Bak, selamının sesi kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı. İman eden kadına ne mutlu! Çünkü Rab’bin ona söylediği sözler gerçekleşecektir.» (Luka 1:41-45)

Üstelik Elizabet’in Meryem’e “Rabbimin annesi” demesinin sebebi Kutsal Ruh ile dolmasıdır; yani bu haykırış Tanrı’nın Ruhu tarafından esinlenmiştir ve bu yüzden hatasızdır. Rab sözcüğü İncillerde Mesih’in göksel kişiliğini vurgulamaya yöneliktir ve özellikle O’nun ölüme karşı zafer kazanmış göksel bir egemen ve efendi olduğunu belirtir. Rab ve Tanrı sözcükleri de bu açıdan bağlantılıdır ve Elçi Tomas’ın dirilmiş Mesih’e hitaben söylediği “Rabbim ve Tanrım” (Yuhanna 20:28) sözlerinde iman ikrarına dönüşmüştür. Kısacası, İncil’deki anlatımlara göre de Mesih hem Rab hem de Tanrı’dır ve O’na insan tabiatı veren Meryem de Rabbimizin ve Tanrımızın Annesidir.

İslamcı misyonerlerin demagojisi

Günümüzde bazı İslamcı misyonerler özellikle internet ortamında Hristiyanları Meryem’e tapmakla ve onu Tanrı/tanrıça saymakla suçlarken bu iddiayı desteklemek amacıyla Meryem’e Tanrıdoğuran veya Tanrı’nın Annesi denen metinlerden alıntı yapmaktadır. Aslında bu misyonerlerin suçlamalarının kaynağı muhtemelen Mâide Suresinin 116. Ayetidir. Bu ayete göre güya Allah, Mesih’i sorguya çekecek ve Hristiyanların niçin Allah dışında Mesih’i ve annesi Meryem’i iki ayrı tanrı kabul ettiklerini soracaktır. Oysa Meryem, tarihin hiçbir döneminde evrensel Hristiyan Üçlemesine dâhil edilmemiştir ve onun göksel bir kişi olduğu söylenmemiştir. İslam’dan 300 yıl önce ilan edilmiş Büyük İman Kanununda, ilk yüzyılda yazılmış Yeni Antlaşma metinlerinde ve Kilise babalarının yazılarında Meryem’in Tanrı olduğu yolunda bir öğreti veya iddia geçmez. İlginç bir şekilde, İslamcı misyonerler Hristiyanların aslında farkında olmadan(!) Meryem’i Tanrı saydıklarını kanıtlamak için “Tanrı’nın Annesi” veya “Tanrıdoğuran” sözcüklerine atıfta bulunurlar. Onların hatalı mantığına göre, Meryem eğer Tanrı’nın Annesi ise mutlaka kendisi de Tanrı’dır ve Mesih’in Tanrı olması onu doğuran Meryem’in tanrısallığına bağlıdır! Görüldüğü gibi bu son derece saçma bir argümandır ve Hristiyanları suçlayabilmek amacıyla uydurulmuştur. Hiçbir Hristiyan, Mesih’in tanrılığını Meryem’in doğumuna bağlamaz; Mesih, Meryem’den doğmadan önce ve sonra da Tanrı’dır. İslamcı misyonerlerin bu demagojisini onların mantıksız çıkarımını kendi inançlarına uygulama yoluyla da gösterebiliriz. Eğer Meryem’in, Tanrı’nın Annesi olduğunun söylenmesi Meryem’in de Tanrı olduğunu gösterirse, Kur’an’a göre sadece İsa değil, annesi Meryem de Mesih’tir; çünkü Kur’an, Meryem’i Mesih’in Annesi olarak tanıtır (Sure 5:17).

Sonuç: Doğru (Ortodoks) Hristiyan inancında Meryem gerçekten Tanrıdoğurandır ve ondan Tanrı’nın Annesi diye bahsetmenin amacı Mesih’in iki farklı tabiata sahip olmasına rağmen bölünmemiş tek bir göksel kişi olduğunu vurgulamaktır. Bu ifadenin kullanımı Kilise geleneğiyle olduğu kadar Kutsal Yazı ile de uyum içindedir. Çeşitli sebeplerden dolayı Meryem için bu ifadeyi kullanmaktan kaçınan Kiliseler aslında hem Nestorius’un sapkın görüşünü desteklemekte hem de Kutsal Yazılara karşı gelmektedir. Mesih’in tanrısal varlığının kaynağı Meryem olmadığı için, “Meryem’in Tanrı’nın Annesi olduğunun söylenmesi Meryem’in de Tanrı olduğunu gösterir” diyen görüş saçma ve sapkındır.

 

http://www.ortodokslartoplulugu.org/kutsallarin-kutsali/meryem-kimdir-tanridoguran-mi-yoksa-mesihdoguran-mi/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: