TRABZON’UN SÜRGÜN ÇOCUKLARI 101 VE 103 YAŞINDA

devrimcikaradeniz.com

TRABZON’UN SÜRGÜN ÇOCUKLARI 101 VE 103 YAŞINDA

Tamer Çilingir

Pontos’ta yüz yıl önce sürgün edilmiş insanların ağırlıklı olarak yaşadığı Selanik ve Seres’in köylerine gideceğiz diye heyecanlıyız. Üstelik ineklerin, koyunların, tavukların olduğu evlerde kim bilir ne tereyağları, peynirler, kaymak ve tabii kuymak,  sarısı kırmızı yumurtalar bekliyor bizi diye düşünüyoruz. Ve tabi doya doya çay içeceğimizi hayal ediyoruz, ne de olsa aynı topraklarda doğmadık mı?
İlk hayal kırıklığını yaşıyoruz. Köylerde hiç bir evde hayvan yok. Avrupa Birliği yasaklamış ve ahırlar bom boş. Yerleşim birimleri dışında tek tük büyük çiftliklerde hayvancılık yapılabiliyormuş. Artık köylüler bu tür ihtiyaçlarını marketlerden almak zorundalar.
Çay istediğimizde ‘hasta mısınız?’ diye soruyorlar. Ihlamur çayı var sadece ve o da her evde bulunmuyor.
Çayın Pontos’a getirilişi, ekilip biçilmesinin başlangıcının 1920’lerin sonu 30’ların başı olduğunu hatırladığımızda, yüz yıl önceki Pontosluların çayla ilişkileri olmadığı gerçeğini hatırlıyoruz.
Kahveye; özellikle frappeye (buzlu kahve) devam, ne edelim.

Olga Simeonidou 1913 Tokat Zara Şerefiye doğumlu

Yunanistan’ın Seres şehrinin Triada köyündeyiz. Bu köyde yaşayanların büyük bir çoğunluğu 100 yıl önce Trabzon’dan gelen Pontoslu Rum sürgünler.

Olga Simeonidou
Önce Olga Simeonidou’nun evine gidiyoruz. Büyük bahçesi olan evin önündeki terasta masa ve sandalyeler var. Olga’yı getiriyorlar içerden koluna girerek; kendi başına yürüyemiyor. 1913 Sivas Zara, Şerefiye köyünde doğmuş Olga. 103 yaşında. Dedesi Trabzon doğumlu Çillingiroğlu ailesinden, Trabzon’dan gelip, Zara’ya yerleşmişler.

Sofia Adamidou, 1916 Trabzon, Yalıncak doğumlu

Babası Yorgos, annesi Anastasia ve dört kızlarıyla gelmişler Yunanistan’a 1922 yılında. 13, 11, 9 yaşlarında 3 kız ve kaçış yolunda vapurda doğan dördüncü kız çocukla beraber.
Sonra Sofia geliyor yanında kızıyla beraber.

Sofia Adamidou
1916’da Trabzon Yalıncak köyünde dünyaya gelmiş Sofia Adamidou. 6 yaşında ailesi ile birlikte önce Rusya’ya sonra da Yunanistan’a gitmiş. Nerelisin sorusuna verdiği yanıt: ”Trabzonluyum”

Büyük çiftlikleri varmış. Bahçelerini hatırlıyor, önünden geçen dereden sularlarmış. Sofia’nın babası hayvan canbazı imiş. Babasının köylerinden Trabzon’a eşeklerle yarım saatte gittiklerini anlattığını söylüyor.
Küçük bebeklerin yol kenarlarında bırakıldıklarını hatırlıyor. İzlerini süren çeteler bebek ağlamasından kendilerini yakalar diye anneler kundaktaki bebekleri öylece yol kenarlarında ölüme terk etmişler.
Pontos Rumcası Romeyka konuşuyor. Bir gün doğduğu topraklara döneceğini düşünerek geçirmiş yıllarını.
Babasının daha sonra anlattıklarını aktarıyor bize.
Çeteler köylerini bastığında ‘ya gideceksiniz ya öleceksiniz’ demişler. O günden sonra kaçak yaşamaya başlamışlar anne, baba ve Sofia. Üç yıl dağlarda dolaşmışlar. Babası değirmen ararmış hep. Un bulduğunda da ekmek pişirir ve karınlarını doyururlarmış. Çetelere denk geldiklerinde saklanacak bir yer bulur, günlerce sessiz, kıpırdamadan orda kalır, tehlikenin geçtiğine emin olduktan sonra tekrar yola koyulurlarmış.20160707_120223
20160707_120347

Olga’nın kızı Maria içeri gidip elinde bir tablo ile geri geliyor. Eski Trabzon’un resmedildiği bir tablo. Evin baş köşesinde asılı dururmuş yıllardır.
Sonra heyecanla tekrar içeri gidiyor Maria, bu kez elinde bir Trabzon mangalı ile geri dönüyor. ‘Trapezunta mangali’ diyor. Hani Trabzonlu olduklarını ispat etmeye çalışıyor gibi.

sofinınevi

Sofia’nın doğduğu ev

Sofia’nı kızı da yedi yıl  önce Trabzon’a gidip annesinin doğduğu köyü ve evi gördüğünü söylüyor. Evin fotoğrafını da çekmiş, bize gösteriyor gözleri yaşlı.

 

 

 

20160707_130547

Sağda ayakta duran Olga’nın kızı İrini

1950’lerde çekilmiş bu fotoğraf, Triada’da çekilmiş. Trabzon’dan gelen Pontoslu Rum ailelerin kız çocukları. Sağda ayakta duran Olga’nın kızı İrini imiş. 1996 yılında hayatını kaybetmiş.

 

Olga ile Sofia daha çocuk yaşlarındayken Yunanistan’a geldiklerinde yaşama uyum sağlamakta zorluklar yaşamışlar. Okula gittiklerinde modern Yunanca bilmedikleri için epey bir zorlanmışlar. Çünkü onların konuştuğu dil Pontiaka (Romeyika), antik Yunanca.

Zor şartlar altında yoksul bir yaşam mücadelesi başlamış. ’’Özellikle büyükler hep hüzünlülerdi, onları gülerken hiç görmedim’’ diyor Sofia.
İkisi de yirmili yaşlara gelmeden evlenmişler. Nasıl evlendiniz? Ailenizin istediği kişilerle mi diye sorduk.
İkisi de severek almışlar eşlerini. Olga, ‘Aşk yoksa birlikte olunmaz’ diyor. ‘Biz sevdiklerimizi alırız, ana baba ne karışır’ diyor.

Aradan geçen yüz yıla rağmen hala doğdukları toprakları  özlüyor iki Pontoslu sürgün çocuk da. Üstelik sadece onlar değil, çocukları, hatta torunları bile aynı ruh halindeler. Hiç görmedikleri o topraklara duyulan bu özlem anlaşılır gibi değil.  Sofia’nın kızı annesinin köyünü ziyaret ettikten sonra geri gelmiş ve aileye oraları anlatmış. ‘Bizi cennetten kovmuşlar’ diye de yorum yapmış, şu an yaşadıkları yerlerle kıyaslanamayacak kadar güzel yerler olduğunu ifade etmiş Pontos topraklarının.
Yunanistan’da doğmuş, büyümüş üç nesil. Ama hala Trabzonluyuz diyorlar.
Çocuklar Trabzonsporlu.

 

http://devrimcikaradeniz.com/trabzonun-surgun-cocuklari-101-ve-103-yasinda/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: