Alçakgönüllülük varsa…kurtuldun demek!

ortodokslartoplulugu.org

 

Herşeyden önce “kendini tanımak ” gerekir. Yani kendini tanıman, sen kimsin? Sen kim olduğunu zannediyorsun değil; gerçekte sen kimsin? bu bilgiyle daha bilge bir insan oluyorsun.

Böyle bir farkındalıkla alçakgönüllülük geliyor ve Rab’den lütuf alıyorsun. Başka sözlerle eğer kendini tanımayı kazanmadıysan ,ama sadece zahmetini, emeğini hesap ediyorsan, bil ki daima yoldan uzakta bulunacaksın. Zira peygamber şöyle demiyor :”Bak, Rab , benim zahmetime” fakat “Bak,Rab, benim alçakgönüllülüğüm ve çektiğim zahmet anlatıyor “. Zahmet beden için, alçakgönüllülük ruh için, ve bu ikisi birlikte, zahmet ve alcakgönüllülük tüm insan için.

Kim şeytanı yendi? Hastalığını, tutkularını, kusur ve kötü huylarını bilen. Kendisini tanımaktan korkan kişi, bilgiden uzakta bulunuyor. Başkalarını eleştirmekten ve onların sadece hatalarını görmekten hoşlandığı kadar, başka hiç bir şeyden hoşlanmaz. O, başkalarında Allah vergisi armağanları ve yeteneklerini görmediği kadar,  (sadece kusurları) kendisindeki kötü huyları, eksikleri de görmüyor. Bu, birinin diğerindeki yetenekleri, armağanları kabul etmediği, günümüz insanının karakteristik kötü huyudur. Biri çok şeyden yoksun, ama birçok kişi herşeye sahip. Birinin sahip olduğuna öteki sahip değil. Eğer bunu teşhis edip kabul ediyorsak, çok alçakgönüllülük var demektir. Çünkü, Tanrı insanları çeşitli yöntem ve davranışlarla süsledi ve tüm yaratılmışlarını eşit değil, farklı yarattı. Dolayısıyla böylelikle Tanrı onurlandırılıyor ve yüceltiliyor.  Tanrısal Yaratılış’ı alaşağı ederek eşitlik getiren saygısızların kalkıştığı gibi değil ama.

Bu yüzden çocuğum, alçakgönüllülüğü sağlam bir temel olarak koyman için, şimdi ilke olarak kendini iyi tanımaya özen göster. Itaati öğrenmeye özen göster ki kalp duasını elde edebilesin. Bu yüzden önce şunu bil, yavrum, her iyiliğin kaynağı ve başı Tanrı ‘dır.  Ne Tanrı’da nedeni olmayan iyi düşünce ne de şeytanda nedeni olmayan bir kurnazlık olabilir. Yani düşündüğün, yaptığın, konuştuğun her ne iyilik varsa, herşey Tanrı’nın armağanıdır.” Her mükemmel hediye yukarıdan iniyor.” Herşey Tanrı’nın hediyesidir. Kendimize ait hiçbir şeyimiz yok.

Tanrısal lütfu arzu eden, Tanrı’dan bedava almak isteyen, ilk önce varlığını, kendini iyi tanımalı. Gerçek budur. Her şeyin bir başlangıcı var. Ama başlangıç kötüyse sonuç da kötü olur.

Insanın ilk önce bilmesi gereken şey bir sıfır (0) olduğudur ve herşey sıfırdan yaratıldı. “Çünkü O buyruk verince, var oldular;” Tanrı’nın sözüyle yeryüzü yaratıldı. Rab toprağı alıp insanı yarattı. Cansız, zihinsiz bir insan. Işte biz buyuz; hepimiz toprak ve çamuruz. Işte kutsal lütfu kazanmak  ve muhafaza etmek isteyenin çıkarması gereken ilk ders budur. Bu ders insanı  bilinçli kılar ve bundan alçakgönüllülük doğar. Sadece sözde alcakgönüllüklü olmakla bitmez; gerçeğe dayanarak hakikatları söylemek de gerekir. Ben toprağım, kilim, çamurum. Işte bizim ilk annemiz budur. Toprak basılır ve sen toprak olarak basılmak zorundasın. Çamursun, hiç bir değerin yok. Buradan oraya savrulan, onunla duvarlar örülen değersiz bir madde olarak kullanılırsın. Ancak Yaratan sana “yaşam soluğu üfledi” ve hemen zihniyet taşıyan bir insan oldun. Konuşuyorsun, çalışıyorsun, yazıyorsun, öğreniyorsun; tanrısal bir makine oldun. Ama unutma ki senin kökün topraktır.Ve sana Ruhunu veren Ruhunu alırsa,  yine sen duvarlar ören toprak olacaksın. Dolayısıyla sonunu düşün ve ebediyen günah işleme.

Bu düşünce,Tanrısal inayeti insanın üstüne çektiği gibi, çoğaltıp koruyan ilk sebeptir. Insanın aklını düşüş öncesi “görüntülere” yükseltir. Insan bu prensip dışında belki bazı ufak şeyler bulabilir ama kısa zamanda onları da kaybedecektir. Çünkü sağlam zeminde inşaa etmez; gayreti,  şekiller ve sanatlardan ibarettir.

Mesela “ben günahkarım” diyorsun. Buna rağmen yüreğinin içinde doğru bir kişi olduğuna inanıyorsun. Ne yazık ki yanılıyorsun. Tanrı’nın inayeti sende kalmak istiyor ama ne var ki sen henüz gerçeği bulmadın. Bu demektir  ki; mecburen Tanrı’nın inayeti seni terk edecek. Öyle olmazsa sen kendi düşüncene inanacaksın yani olmadığın bir şeye inanıp aldatılacaksın. Işte bu sebeple Tanrı’nın Inayeti seni terk ediyor. Çünkü aldatıcı var ve o, yanlışımızı yakalamak için uyanık kalan, kuvvetli bir “usta”, kötülüklerin müciti ve her saplantının yaratıcısıdır. O, ışıkken karanlığa dönüştü ve herşeyi bilir. O, Tanrı’nın düşmanıdır ve herkesi Tanrı düşmanı yapmayı ister. Sonuçta kurnaz bir ruhtur ve Tanrı’nın bize verdiği Ruhla nasıl karışacağını bilir. Dolayısıyla varlığımızı işgal eder ve o nereye istiyorsa oraya yönlendirir. Ruhumuzun arzularını ve Tanrı’nın bize nasıl yardımcı olduğunu araştırır ve hemen herşeyi taklit eder.

 

Kaynak: http://archangelosmichail.gr/an-to-echis-afto-sothikes/

Yunancadan Türkçeye çeviren M.B.S. ve A.A.

http://www.ortodokslartoplulugu.org/manevi-yasam/alcakgonulluluk-varsakurtuldun-demek/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: