Archive for the ‘Uncategorized’ Category

Şehit Bir Anne-Oğul: Cerycus ile Annesi Julitta

15 Temmuz Şehit Bir Anne-Oğul: Cerycus ile Annesi Julitta

15 Temmuz Şehit Bir Anne-Oğul: Cerycus ile Annesi Julitta

ortodokslartoplulugu.org

Azize Julitta soylu bir aileden geliyordu. Genç yaşında, yeni doğmuş çocuğu Cerycus’la bir başına dul kaldı. Likaonya’daki Iconium Şehri’nde (Bugünkü Konya) yaşayan dindar bir Hıristiyandı. Oğlunu doğduktan sonra hemen vaftiz ettirip ona henüz üç yaşındayken dini eğitim vererek dua etmeyi öğretti. Diocletianus Hıristiyanlara zulüm uygularken İconium Şehri’nde de birçok masum insan öldürüldü. Julitta oğlunu paganların gazabından korumak için bir Selevkos şehrine gittiyse de orada da durum pek farklı değildi. Julitta Hıristiyan olduğu için tutuklanıp mahkemeye çıkarıldı. Onun korkusuzca Mesih inancını savunması üzerine öfkelenen yargıç, oğlunu kucağından alıp Julitta’yı öpmeye çalıştı. Derken Cerycus “Ben bir Hıristiyanım, bırak anneme gideyim!” diyerek yargıcı tırmıklamaya başladı. Yargıç öfkeyle çocuğu yere atıp onu tekmeledi, çocuk taş basamaklardan aşağı yuvarlanarak oracıkta can verdi. Annesi bu acı durum karşısında her ne kadar üzülse de, oğlunun olası işkencelerden kurtularak şehitlik tacını kendisinden önce giymeye layık görüldüğü için Tanrı’ya şükretti. Gördüğü acımasız işkencelerin ardından başı vurularak kendisi de oğluyla aynı şerefe nail oldu (304).
Şehit anne-oğlun kutsal emanetleri bugün de mucizevi gücünü korumaktadır. Bu emanetlerin bir kısmı Ohri’de bulunmuş ve Meryem Ana Şifa Kilisesi’ne yerleştirilmiştir.

Kaynak: http://www.abbamoses.com/months/july.html

http://www.ortodokslartoplulugu.org/azizlerimizin-hayat-hikayeleri/15-tennuz-sehit-bir-anne-ogul-cerycus-ile-annesi-julitta/

Reklamlar

Dinimizden olmayanla­ra da iyilik yapmaya çalışalım

Dinimizden olmayanla­ra da iyilik yapmaya çalışalım

               ortodokslartoplulugu.org                       

     Salt kardeşlerimize değil de dinimizden olmayanla­ra da iyilik yapmaya çalışalım. Onlara adil davra­nalım ki, bizim yüzümüzden Tanrı’nın adına sövülmesin.

Kardeşlerim, erdemli davranarak yaşama sahip olabilmemiz için bizi çağıran Baba’nın isteğini yerine getirelim; bizi suça iten kötü eğilimlerimizi düzeltelim ve inançsızlıktan sakınalım ki, kötü­lüklerin baskısına uğramayalım. Nitekim iyilik yapmaya çalışırsak barış hep bizden yana olacaktır. Barış, çünkü insanı korkularla yönetilip gelecekteki varlıkların vaadine şimdiki varlıkların yeğleyenlere görünmez. Bu dünyanın zevklerinin ne çok acılar, gelecekteki varlıkların ise ne çok tatlar gizlediklerini bilmezler bunlar. Böyle bir davranışı salt onlar sürdürmüş olsalardı, zarar bu denli büyük olmazdı. İşin kötüsü şu ki, sapık görüşleri ile suçsuz ruhları bozuyorlar ve bunu yapmakla hem kendileri, hem de onlara kulak verenler için çift cezaya çarpılacaklarını bilmezler. Tanrı’ya temiz bir yürekle hizmet etmeye çalışalım ve böylece dürüst olalım. Şayet, verdiği sözlere inanmadığımız için O’na hizmet etmezsek, sefil bir duruma düşeceğiz. Nitekim şöyle yazılmıştır iki yüzlü ve dengesiz bir ruha sahip olup, “Tüm bunları babalarımızın zamanında da duyduk; oysa günden güne beklememize rağmen, önceden bildirilmiş olanlardan hiçbir şey görmedik’ diyenler sefildir. Ey akılsızlar, kendinizi bir meyve ağacına benzetin. Örnek olarak bir üzüm asmasını alın. İlk başta yapraklardan bile yoksundur. Sonra ise tomurcuklar çıkar; derken ham ve yumuşak salkım çıkar; sonunda ise işte olgun üzüm. Aynı şekilde halkım da felaketlere ve zorluklara katlandı; fakat bundan sonra hep iyilikler gelecektir.

Kardeşlerim, iki ruhlu olmayalım, vaktinde ödülü alabilmek için mutlulukla göğüs gerelim. Söz vermiş olan sadıktır ve herkese yapılanın karşılığını verecektir. Doğru şeyler yapmak, Tanrı’nın huzurunda krallığına gireceğiz ve ödül olarak hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir gözün görmediği, hiçbir insanın yüreğine girmemiş olan şeyleri alacağız (bk. 1. Kor. 2,9).

Rabbin geleceği günü bilmediğimize göre, merhamet ve adalet içinde, saatten saate, Tanrı’nın krallığını bekleyelim. Vaktinde tövbe edelim, sağlam bir irade ile iyilik yapmaya uğraşalım. Çünkü biz akılsızlık ve kötülükle doluyuz. Dünkü günahları ruhumuzdan silelim ve kurtuluşa layık olabilmek için gerçekten tövbekar olalım. İltifatlardan kaçınalım ve salt kardeşlerimize değil de dinimizden olmayanlara da iyilik yapmaya çalışalım. Onlara adil davranalım ki, bizim yüzümüzden Tanrı’nın adına sövülmesin (bak. Rom. 2,24).

 Anonimler (II. – IV. yüzyıl)

Kaynak: Meryemana.net

http://www.ortodokslartoplulugu.org/konusmalar-aziz-pederlerin-sesi/dinimizden-olmayanla%c2%adra-da-iyilik-yapmaya-calisalim/

H Αθήνα έτρεξε με τους αδερφούς Αντετοκούνμπο για την Κιβωτό του Κόσμου – Helpis

Ένα παγκόσμιο μήνυμα για την αλληλεγγύη, τη διαφορετικότητα, και την ομαδικότητα έστειλαν οι Γιάννης, Θανάσης και Κώστας Αντετοκούνμπο που έτρεξαν διαδρομή 5 χιλιομέτρων στους δρόμους της Αθήνας

Hemşinlilerin ‘Vartevor’u

Anatolian Armenians

 

Image may contain: one or more people, mountain, sky, outdoor, nature and text

Hemşinlilerin ‘Vartevor’u

Ermenlerin en eski bayramı Vartavar’ı onların dışında kutlayan tek topluluk, Doğu Karadeniz yaylalarını yurt edinmiş olan Hemşinliler. Vartavar’ın ‘Vartevor’a dönüştüğü bu şenliğin Hemşin yaylalarından görünüşünü, bir Hemşinli yazdı. Geleneksel Vartavar’ı ise Sarkis Seropyan anlatıyor.

Temmuz sıcağında Vartavar serinliği

Continue Reading

https://www.facebook.com/AnatolianArmenians/?hc_ref=ART2FGypfSWZZqSuKajHZoeJ7-NEnW-iv3Dt3shcAKhrc9zP-B_xoVD3Vm7qF9JS2Z0

 

Tarihte Hristiyan Türkler

Hristiyan Türkler

ortodokslartoplulugu.org

Kaynak: Kutsal Kitap ve arkeoloji-FB

Hristiyan Türk. Ne kadar kulağa yabancı bir kavram değil mi? Kimileri diyecek ki bir Türk’ten Hristiyan olmaz. Fakat tarih aksini göstermektedir. Çuvaşlar, Yakutlar, Batı Kumanlar, Peçenegler, Karamanlılar, Gagavuzlar tarihte İslamı ağırlıklı olarak reddedip Hristiyanlığı benimseyen Türk kavimleri olarak yerlerini almışlardır. Bunların çoğu Ortodoks, az bir kısmıda Katolik ve Protestan olmuştur.

9. yüzyılda, Selçukluların Bizans’a karşı olan düşmanlığından önce, Peçenekler Bizanslılar ile müttefikti. Bizanslılar Peçenekleri Ruslara ve Macar karşı kullanmışlardır. 12. yüzyılda “Kanglılar” adındaki Türk boyu Peçenek kabile siyasetinde egemen güç haline gelir. Liderleri Kurya Kaan çok bir önemli bir karara imza atar. Kavim, Macar katolik düşmanları aksine, Bizansın Ortodoks hristiyanlığını benimser. Böylelikle Bizans’tan Yunan keşişler gönderilir ve Peçeneg kilisesi oluşur.

Kumanların hikayesi de oldukça ilginçtir. M.S. 10-13 yüzyıllar arası Batı Kumanlar Macaristan yakınlarına yerleşir ve bu topraklar “Kumanya” olarak adlandırılır. 1227 yılında Kuman savaş ağası Bortz Katolik Dominikan misyonerler tarafından ziyaret edilir ve Hıristiyanlığı kabul eder. Papa 9.Gregor bu toplu imanı işitince 1 Temmuz 1227’de Estergon Başpiskoposu Robert’i gönderir ve Batı Kumanlar Moldovya yakınlarında topluca vaftiz olur. Kumanya’da yeni bir piskoposluk bölgesi (diyosez) oluşturulur ve Teodoric adındaki papaz yeni piskopos olarak atanır. Sonrasında Bortz Kaan Macaristan Kralı II. Andrew ile bir sadakat andı içer ve Moğollara karşı müttefik olurlar. Kumanların bu kitlesel din değişimi geriye ilginç detaylar bırakmıştır.

Kumanların yeni imanını pekiştirmeye yönelik Katolik misyonerler Codex Cumanicus isminde Türk lisanında bir rehber ve ilmihal geliştirir. Şu anda Venedik San Marco kütüphanesinde yer alan bu belge (Cod. Mart Lat. DXLIX), aynı zamanda en eski yazılı Türkçelerden bir tanesidir. İncil’de geçen İsa’nın duası şöyle aktarılır: “Atamız kim köktesiñ. Alğışlı bolsun seniñ atıñ, kelsin seniñ xanlığıñ, bolsun seniñ tilemekiñ – neçikkim kökte, alay [da] yerde. Kündeki ötmegimizni bizge bugün bergil. Dağı yazuqlarımıznı bizge boşatqıl – neçik biz boşatırbiz bizge yaman etkenlerge. Dağı yekniñ sınamaqına bizni quurmağıl. Basa barça yamandan bizni qutxarğıl. Amen!”

[Çağdaş Türkçe Çevirisiyle: “Bizim atamız ki sensin gökte. Şenlensin senin adın. Hoş olsun senin gönlün, nasıl ki yerde ve tüm gökte.Bizim ekmeğimizi ver bize bütün günde. İlet bizim aklımızı. Nasıl ki biz boyun eğeriz bize emir gelince. İletme bizi her (tüm) kötülüğe. Kurtar bizi her kötülükten. Sen varsın bu güçte bu yücelikte Tanrım, amin.”]

Çuvaş ve Yakut Türkleri, küçük pagan bir kesim dışında, yerleştikleri Rusya’da çoğunlukla Ortoksluğa geçmişlerdir. Rus misyonerler İncil’i Çuvaşça’ya çevirip Çuvaşça gramer eğitimi vermek amacıyla 1769’da ilk Çuvaşça grameri hazırlanmışlardır. Kazan Üniversitesi “Doğu dilleri fakültesi” dil alanındaki çalışmalarında bu harketi desteklemiş ve 1836’da V.P. Vishnevskiy’in gramer ve sözlüğü yayımlanmıştır. Gagavuz Türklerinin durumu benzerdir. Çoğunlukla Ortodoks olan gagvuzların bir kısmı Potestan ve Katoliktir. Bugünlerde nufusları 300 bin’i bulan Gagavuzların 11. yüzyıl civarında Asya’dan göç ettikleri, Peçenek, Oğuz, Kıpçak Türkleri ile aynı soydan geldikleri düşünülmektedir.

Anadolu’ya dönecek olursak, yüzyıl öncesine kadar Anadolu’da birçok Hristiyan Türk bulmak mümkündü. Osmanlı döneminde Karamanlılar, Rum Ortodoks patriğine tabi tutuluyorlardı. Bunun en önemli sebebi Osmanlı döneminde millet ayrımının etnik kökenden çok dini kimliğe göre yapılmış olmasıdır. Ortodoks olup grekçe alfabesini kullandıkları için 1923 mübadele döneinde yaklaşık 193.000 Karamanlı, Rum sayılarak zorunlu nüfus değişimine tabi tutulmuşlardır! Büyük bir bölümü Rumca bilmeyen Karamanlılar, Yunanistan’daki yaşama uyum sağlamakta çok zorluklar çekmişlerdir.

Osmanlı döneminde ve günümüzde ise Hristiyan Türklerin çoğu sonradan Hristiyanlığı seçmiş olan Türklerden oluşmaktadır. Hristiyan azizleri veya din şehitleri olarak tarihte yerlerini bile almışlardır! Bugün sayıları binleri geçmesede, Hristiyan Türkler geleneksel Hristiyan cemaatleri (Ermeniler, Süryaniler, Rum Ortodokslar vs.) tarafından etnik kökenlerinden ötürü zor veya tereddütle kabul görürken, Türk kamuoyu ve toplumu tarafından yaptıkları dini seçim yüzünden adeta hor görülmektedirler. Fakat, işin aslına dönecek olursak, Türklük ve Hristiyanlık birbirine zıt kavramlar değildir. Biri (Türklük) etnik köken belirten bir kavram iken diğeri ise (Hristiyanlık) bir kulun Allah ile arasında olan belirli bir inanç sistemini tanımlayan terimdir

Hristiyan Türklerin hikayeleri elemler ve zulümler ile doludur. Ama çoğu Mesih’e bağladığı sevgi ve umut sayesinde zulümlerini cesaretle göğüslemiş ve olümün çehresinde ilahi bir sevinç tadabilmişler. ““Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. Benim yüzümden insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size! Sevinin, sevinçle coşun! Çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür. Sizden önce yaşayan peygamberlere de böyle zulmettiler.” (İncil, Matta 5:10-13)

http://www.ortodokslartoplulugu.org/makaleler/tarihte-hristiyan-turkler/

 

Allah’ın hizmetiyle meşgul olalım

Allah’ın hizmetiyle meşgul olalım

                                       

ortodokslartoplulugu.org

 

Kudüslu aziz Kirillos’un Kateşezlerinden

Allah’ın hizmetiyle meşgul olalım ve Allah bizle meşgul olacaktır. Ürünümüz O’nu zengin etmez, siz­leri mutlu kılar. Benim vereceğim su, içende sonsuz yaşam için fışkıran bir su kaynağı olacak” (Yu. 4,14). Yaşayan ve fışkıran yeni bir su türü, oysa salt buna layık olan için fışkırır. Kutsal Ruh’un lütfuna hangi nedenle su deniliyor? Çünkü her şey suya muhtaçtır. Bitkileri ve hayvanları su doğurur. Yağmur suyu gökyüzünden dökülür. Hep aynı tarz ve şekilde dökülür, fakat çok şekilli sonuçlar yaratır. Hurma ağacındaki tepki başka, üzüm filizindeki başkadır. Doğası ise tektir ve kendisinden değişik olamaz. Nitekim yağmur ayrı şe­kilde düşmez, kendini değiştirmez. Fakat onu alan yaratıkların ge­reksinimlerine uyar ve her biri için gerekliliğini duydukları Allah’­tan gelme armağan olur.

Aynı şekilde Kutsal Ruh, tek şekilli ve ayrılmaz olmasına karşın, lütfu herkese dilediği gibi dağıtır. Nasıl ki, kurumuş bir ağaç sulandırıldıktan sonra yeniden filiz verir. Günahkar ruh da, tövbe yoluyla Kutsal Ruh’un armağanına hak kazanarak adalet meyvele­rini taşır. Kutsal Ruh tek bir söze aittir. Oysa tanrısal buyruk ve Mesih’in meziyetleri sayesinde çok şekilli etkiler yaratır.

Nitekim bilgelik için birinin dilini kullanır. Kehanet ile bir baş­kasının aklını aydınlatır. Birine şeytanları koyma gücünü bahşeder, diğerine Kutsal Kitapları yorumlayabilme yeteneğini. Bunun ölçülülüğünü güçlendirir, şuna ise merhameti öğretir. İnanç sahibi birine oruç tutmayı esinler, başkalarına da değişik çile çekme şekillerini. Kimi dünyasal konulardaki bilgeliği öğrenir, kimi de şehitliği kabullendiren gücü. Birinde Kutsal Ruh bir tepki yaratır, başkasında değişik birini ve her daim kendine benzer kalır. Böylece yazılmış olan gerçekleşir: “Herkesin ortak yararı için herkese Ruh’u belli eden bir yetenek verilir” (I. Kor. 12. 7).

Gelişi yumuşak ve incedir. Varlığı hoş kokulu ve tatlı, yükü çok hafiftir. Gelişi, ışığın ve bilimin parlak ışınları ile önceden belli olur. Bir kardeş ve bir koruyucu gibi gelir. Nitekim kurtarmaya, iyileştirmeye, öğretmeye, yüreklendirmeye, güçlendirmeye ve te­selli etmeye geliyor. Her şeyden önce O’nu kabul edenin aklını aydınlatır. Sonra ise bunun aracılığı ile başkalarınınkini de.

http://www.ortodokslartoplulugu.org/konusmalar-aziz-pederlerin-sesi/allahin-hizmetiyle-mesgul-olalim/

İncil dışı tarihi kaynaklarda İsa

İncil dışı tarihi kaynaklarda İsa

 ortodokslartoplulugu.org

 

İncil’i okuyan her kişi İsa’nın ölümü ve dirilişi ile ilgili bir takım bilgiler edinir. Peki bu bilgiler doğrumudur? İsa gerçekten vali Pilatus döneminde idam edilmişmidir? Hristiyanlar başlangıçtan beri İsa’ya bir ilah olarak tapmışlarmıdır? Günümüzde İsa ile ilgili bir çok iddia vardır. Kimi der ki hiç varolmamıştır ve aslında bir mittir. Kimisi der ki aslında haçta hiç ölmemiştir. Peki dogrusu nedir? Bir ağacı meyvesinden tanırız. Eğer bir ağacın armut ağacı olduğunu iddia ediyorsak, o zaman meyvesini incelememiz gerek. Peki o zaman İncil’in iddia ettikleri doğru mu? Buyrun meyvesini inceleyelim. Nasıl mı? İncil dışında ki tarih dökümanlarının yazdıklarını okuyarak elbette. Bu dökümanları incelerken şunun farkında olmamız lazım. Bu cümleleri yazanlar Hristiyan sempatizanı veya tebliğcisi değil, aksine Hristiyanlık düşmanı Roma memurları, tarihçileri, ve Yahudi din blginleridir. O zaman İncil’in sunduğu temel tarihi gerçekleri bu kişilerin teyit etmesi, İncil’in tarihsel İsa portresine ilişkin önemli bir teyittir. Hep birlikte bu yazılara bakalım:

KORNELİUS TACİTUS (İ.S. ~55/61-117):
Tacitus, Nero’nun, 64 yılında Roma’yı yaktırdıktan sonra, halkın ken­disine yönelen öfkesini nasıl Hıristiyanlar’ın üzerine çevirdiğini anlatmaktadır…

«Böylece Nero, bu sesi [Roma’yı yaktırdığı için onu suçlayan sesi] başka yöne çevirip ondan kurtulmak için, aşırılıklarından ötürü halkın nefretine hedef olup Hıristiyan ismini alan insanları suçladı ve işkence ettirmeye başladı. İsimleri, Tiberius imparator olduğu sırada Yahuda valisi Pilatus tarafından idama çarptırılan Hıristos’tan [Mesih’ten] geliyordu. Bu zararlı batıl inanç bir süreliğine kontrol altına alındıktan sonra, yalnız ortaya çıktığı Yahudiye’de değil, diğer bölgelerde meydana gelen her türlü vahşet ile utanç verici şeylerin kutlandığı Roma’da bile tekrar güçleniyordu.» (Tarihçe XV, 44)

FLAVİUS JOSEPHUS (İ.S. 37-100):
«O dönemde İsa adında bilge bir adam ortaya çıktı […] Birçok Yahudi ve Yunanlıyı peşinden sürükledi. Kendisi Mesih’ti (Hıristos). Halkın ileri gelenleri onun hakkında suç duyurusunda bulunduktan sonra [Roma valisi] Pilatus onu çarmıha mahkûm etti. Ne var ki, onu sevenler yine sevgisine bağlı kaldılar. […] Ondan ismini alan Hıristiyanlar kabilesi varlığını günümüze kadar sürdürmektedir.» (Ant. XVIII, iii, 3)

SUETONIUS (İ.S. 70~160):
«Hrestos’un kışkırtması nedeniyle sürekli sorun çıkartan Yahudiler, Roma’dan kovuldu.» (Vita Clavdius XXV, 4)

GENÇ PLİNİUS (İ.S. 62-113):
Yaşlı Plinius’un yeğeni olan Genç Plinius, Trajan yönetiminde (İ.S. 98-117) Bitinya valisiydi (Batı Karadeniz bölgesi). Yazdığı bir rapora göre:

«Bir Hıristiyan sorguya çekilirken hiç hazır bulunmadım. Bu yüzden verilen cezaların tam mahiyetini veya soruşturmaya yol açan sebeplerin detayını bilmiyorum. (…) Ben onlara Hıristiyan olup olmadıklarını sordum; olumlu cevap verdikleri takdirde bu yüzden alabilecekleri cezayı hatırlatırken, bir iki kez daha aynı soruyu tekrarlıyorum. Aynı cevapta ısrar ettikleri takdirde cezanın kesilmesini buyuruyorum; çünkü kabul ettikleri suç ne olursa olsun, böyle bir inat ve ısrar böyle bir cezayı hak eder (…) Onlar tek suçlarının şu aşağıdakiler olduğunu beyan etmektedirler: Şafak sökmeden haftanın belirli bir gününde düzenli olarak bir araya gelerek Tanrı saydıkları Mesih’e ilahiler söylüyorlar ve hırsızlıktan, zinadan vb. gibi şeylerden uzak duracaklarına ant içiyorlar (…) Bu, kuşkulanmama sebep oldu ve beni arkasındaki gerçekleri araştırmaya itti. Böylece diyakoz unvanı taşıyan iki kadın köleye işkence yapmalarını emrettim. Tek bulabildiğim son derecede sapkın bir tarikat oldu…» (Mektuplar X, 96-97)

YAHUDİ HAHAMLARIN ESERLERİ (özellikle Talmud) İsa hak­kında bilinenler şu şekilde özetlenebilir:

*Mısır’da bulundu (b. Shabbat 104b; b. San. 107b);
*Annesinin adı Miriam (Meryem) idi (b. Sha. 104b; b. Jag 4b);
*Kendisine zina çocuğu yakıştırması yapıldı (M. Yeb 4, 13; b. *Gemara, Yeb 49b; b. Yoma 66d; b. San. 106a; b. Kallah 51a);
*Büyü olarak yorumlanan mucizeler yaptı (b. San. 43a; 107b; Sota 47b; y. Hag. II,2);
*İsrail’i yoldan ‘saptırdı’ (b. San. 107b);
*Yahudi âlimlere göre ‘Sapkın öğretiler’ yaydı (b. San. 103a);
*En az beş öğrencisi vardı (b. San. 43a);
*Tanrı olduğunu iddia etti (Yalkut Shimeoni 725; y. Taanit 65b);
*İnsanoğlu olduğunu da iddia etti (y. Taanit 65b);
*Pontius Pilatus onu idama gönderdiğinde 33 veya 34 yaşındaydı (b. San. 106b);
*O, Fısıh Bayramının arifesinde [haça] asıldı (b. San. 67a; b. San. 43a);
*Haça gerilerek lanete uğradı (T. San. 9, 7);
*Kraliyet soyuna –yani Davut soyuna– yakındı (b. San. 43a);
*Dünyaya tekrar geleceğini ilan etti (Yalkut Shimeoni 725)

*«Yeshu ha-Nosri [Nasıralı İsa] büyüleriyle İsrail’i aldatıp baştan çıkardığı gerekçesiyle Fısıh bayramından önce infaz için belirlenen günde, (…) idam sehpasında [haça] asıldı.» (Talmud, B. San. 43a)

Görüldüğü gibi elimizde bugün İncil diye bir kitap dahi olmasaydı, sadece İncil dışı dönemin tarihi kaynaklarını kullnarak İsa’nın temel portresini ve hayatının ana hatlarını tekrar oluşturabilmekteyiz. Bu İncil’in sunduğu İsa portresinin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha altını çizmektedir.

 

Kaynak: http://oodegr.co/tourkika/ayia_grafi_arxaioloyia/iisous_apo_vivlikes_piyes.htm

http://www.ortodokslartoplulugu.org/konusmalar-aziz-pederlerin-sesi/incil-disi-tarihi-kaynaklarda-isa/