EKDOSEISXRYSOPIGI.BLOGSPOT.COM
Με τη χάρη του Θεού η πρώτη ομάδα της 7ης αποστολής βρίσκεται στην
Reklamlar

Titus Twungubumwe

Image may contain: 1 person, standing and indoor
Image may contain: one or more people, people standing, living room and indoor
Image may contain: 3 people, people standing and indoor
Image may contain: one or more people, people standing and indoor
Image may contain: one or more people, people standing and indoor
Image may contain: 1 person, standing and indoor
ORTHODOX CHURCH IN RWANDA – PARISH OF THE TWELVE APOSTLES – RWAMAGANA
WITH the blessing of His Grace Innocentios Byakatonda, the Bishop of the Orthodox Diocese of Burundi and Rwanda, on this Sunday 1st July 2018: the Rwandan Independence Day, was celebrated a Solemn Divine Liturgy in the Parish dedicated to the Twelve Apostles, East Province of Rwanda, District of Rwamagana, just at the Headquarters of the Orthodox Church in Rwanda.
The Divine Liturgy highlighted two events:the postponed celebration of the Synaxis of the Twelve Apostles that should be celebrated on 30th June and the Ordinary Sunday Service where were commemorated the Holy Unmercenary Healers among others the famous Cosmas and Damianos.
Father Panagiotis (Jean Claude) UWIHANGANYE, head priest of the Parish of Saint Mary, assisted by Deacon Theodoros (Jean Paul) MUSONERA, presided the Divine Liturgy co-celebrating with the priests from Kenya: Fr. Eleftherios Isaac MUIRURI from the Archdiocese of Nairobi, Bishopric of Nairobi, and Fr.Kallinikos Kinuthia David from the Diocese of Nairobi, Vicarage of Kiambu who, a Week ago, have come in Rwanda to participate to the Youth Theologian Institute organized by the All African Conference of Churches (AACC) and had benefited from the blessing of His Grace Innocentios Byakatonda to visit and co-celebrate.
Among other visitors were Snr Catechist Julius Papadopoulos from the Orthodox Diocese of Nyeri and Mount Kenya, the Seminarian Francis Watenefrom the Orthodox Theologian Seminary Makarios III in Nairobi, Mr. Emad Atef from the Coptic Church / Egypt who are also participating to the Youth Institute organized by AACC. The team of visitors was escorted by Reader Stephanos Gilbert Pitu Izabayo from the Parish of Saint John Baptist, Georges and Dmitri located in Kaziba, District of Kirehe.
Reader Tuyisenge Fidele Anastasios who is the representative of the Orthodox Parish of the Twelve Apostles and the Coordinator of the Orthodox Church in Rwanda organized all the Liturgical services, the entertainment after the service, and the fellowship that took place at his home.
For more details about today’s events, au rendez-vous in the next postings!
Report by Reader Timotheos Titus Twungubumwe
Orthodox Church in Rwanda.

Mum yakmanιn anlamı

 ortodokslartoplulugu.org

Kiliseye giren biri mum yakar. Basit görünmesine rağmen, aslında çok derin ve anlamlı bir eylemdir.
Mum yakmak Rabbe sunulan bir adaktır. Dualarımızı ve O’nun nimetleri için olan şükürlerimizi O’na sunar.
Mum yakmak duanın bir sembolüdür. Mum yakma hareketi, sözsüz bir duadır; yine de mum yakarken dua edilebilir.
Işık, insanları ve imanı temsil eder. İnsan kilisede dururken Rabbin Sözüne karşı alev gibi canlı ve özlenlidir. Bu yüzden, mum kişinin kilisedeki varlığını temsil eder. Bu aynı zamanda, Mesih’in dünyanın IŞIĞI ve ALEVİN Kutsal Ruh olduğunun hatırlatıcısıdır.
Ayrıca, mum bir insana benziyor – sertleşmiş bir kalple dünyadan kiliseye geliyor. Tıpkı alevin ısısı balmumunu eriterek yumuşak yaptığı gibi, umarım aynısı birey için gerçekleşir ve kalbi yumuşar, Tanrıyı kabul eder.

Çoğu mumlukların ortasında büyük ana mum olur. Mumunuzu o mumdan yakın – bu ana mum (Mesih’i temsil eder) küçük olanlara (insanlara) ışık tutması sebebiyle semboliktir.
Mumunuzu nasıl yakmalısınız
Bağış yaptıktan sonra:
•Mum(u/ları) yakın
•Yakarken sessizce duanızı edin;
•Haçınızı çıkartın;sonra
•İkonaları selamlamaya gidin.
Eğer birden fazla mumunuz varsa her mum için bütün adımları ikonaları selamlamaya gitmeden önce tekrarlayın.
Bir gelenek de, eğer mumluk kum içeriyorsa, mumla kuma küçük bir Haç çizip sonra mumu tam ortasına koymaktır.
Mum almak
Mum yakmadan önce kilisenin masraflarını karşılamak için bağış yapılır. Kalın mumların fiyatının belirlenmiş olmasına rağmen, daha ince olanların belirlenmiş bir fiyatı yoktur çünkü kilise herkes için uygun olmasını ister. Bu nedenle, kişinin ne kadar vereceği kendisinin takdirine bırakılmıştır.
Bağış, kişinin koşullarına ve verebileceklerine dayanmalıdır. Çok rahat bir hayat sürdüren biri, fakir bir kimseden daha fazlasını verebilir. İkinci kategoriye giren bir kişinin aslında mumu ücretsiz almasına izin verilir, ancak onlar gerçekten hayatta kalmak için mücadele ediyorlarsa.
Kısacası, kendi yolunuza göre kiliseye verin. -İngilizce aslından çevrilmiştir-

http://orthodoxtraditions.blogspot.com.tr/20…/…/candles.html

http://www.ortodokslartoplulugu.org/manevi-yasam/mum-yakman%ce%b9n-anlami/

 

Frangolis Frangos yazdı…
İslâmlaştırma girişimleri Trabzon kentini de unutmadı. 1674 senesinde metropolitliğinin merkez kilisesi olan Ayios Filippos Türkler tarafından işgal edilip camiye dönüştürüldü. O dönemde yazılıp Vazelona manastırında saklanan bir halk türküsünde, kilisenin işgalinin zor kullanılarak gerçekleştiği ve civar bölgeyi keder ve yasa boğduğu dile getirilmektedir. Birkaç sene öncesinde, 1670 senesinde, Trabzon kentinin diğer büyük kilisesi olan Aya Sofya camiye çevrildiğinde, bölgenin güçlü beyi olan Ömer Paşa Uzuncuoğlu’nun da baskıları sonucu, bölgede yaşayan yaklaşık 8000 Hristiyan aile kenti ve civar köyleri terk etmek zorunda kaldı.
Bu insanlar Trabzon’un batısında yer alan dağlık Tonya bölgesine sığındı. Kısa bir süre sonra sığındıkları bölgede topyekün İslamlaşmak zorunda kalan bu insanlar «PONTİAKA» denilen kendi yerel Helen lehçelerini korumasını başarıp günümüze kadar örf ve adetlerini muhafaza etmiştir.
Sinop ve oranın doğusunda yer alan Tirebolu, Giresun, Ünye, Samsun bölgelerinin hem sahil hem de dağlık kesimlerinde bıraktıkları mezarlıklar dışında Hristiyanların izine rastlanmamaktaydı. Daha Batıda, İnebolu ve Ereğli’de çok az sayıda Hristiyan’a rastlanılmaktaydı. Bu yüzden Ortodoks kilisesinin idari yapısında bir sıra düzenlemeye gidilmiştir: Amasra piskoposluğu tarihe karışmış, Çankırı piskoposluğu Niksar’la ve Giresun piskoposluğu da Trabzon’la birleşmiştir.

MAVRITHALASSA.COM

https://www.facebook.com/Mavri-Thalassa-645371942298078/?hc_ref=ARTmQ93mjmRmdjZxavSKHALapkq5VoqHISVv4pPqNitSm2tQcxYnAO_TVIEy7NlJhqw&fref=nf

Heybeliada'nın saklı hazinesi

Heybeliada'nın saklı hazinesi

NOKTA | Maaz İBRAHİMOĞLU

ortodokslartoplulugu.org

Dünyada eski eserlerin bulunduğu en büyük üçüncü kütüphanasinin Heybeliada Ruhban Okulu’nda olduğunu biliyor muydunuz? Heybeliada Ruhban okulu kapalı ancak muhteşem kütüphanesi araştırmacalara, öğrencilere ve ziyaretçilere açık. Ruhban Okulu bünyesindeki kütüphanede yaklaşık 60 bin civarında eser var. Antik Yunan filozoflarının matbularını veya Eski Yunanca’da yazdıkları eserleri de bulmak mümkün. Ayrıca sadece bu kütüphanede bulunan ve dünyada başka bir yerde bulunmayan eserler de mevcut. Kütüphanede bulunan bu kitaplar diital ortama aktarılmaya başlandı.

Baharın kendini gösterdiği şu günlerde sabahın erken saatlerinde vapura binerek Heybeliada’ya doğru yola çıkıyoruz. Hafta içi olduğundan Heybeliada pek de kalabalık değil. Vapurdan iner inmez Heybeliada Ruhban Okulu’nun yolunu tutuyoruz. Fener Rum Patrikhanesi Bursa Metropoliti ve Heybeliada Ruhban Okulu Başrahibi Prof. Dr. Elpidophoros Lambriniadis karşılıyor bizi. Mimarisi, geniş koridorları ve havadar salonlarıyla insanın içini ferahlatan okul binasında yer yer restorasyon çalışmaları var. Başrahip Prof. Dr. Lambriniadis, baharın gelişiyle adanın yeşillenmeye ve canlanmaya başladığını anlatıyor.

 

TEOLOJİ VE DİN AĞIRLIK KİTAPLAR DAHA ÇOK

Prof. Dr. Lambriniadis Ada’ya 2011 yılında gelmiş. Ruhban okulunun bir manatastır olduğuna dikkat çeken Başrahip, okulun 9. yüzyılda  Aya Triada olarak inşa edildiğini belirtiyor. Yine Heybeliada Ruhban Okulu, Atina Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden sonra Teoloji alanında kurulan ilk akademik kurum. Üniversitelerin devlet denetimine girmesiyle birlikte 1971 yılında Ruhban okulu’nun akademik tarafı kapatılıyor. Okul ise lise düzeyinde ders vererek Heybeliada Özel Rum Lisesi oluyor. Ancak 1972 yılında okul tamamıyla kapanıyor.

Heyebeliaada’nın Ümit Tepesi bölgesinde yer alan Heybeliada Ruhban Okulu, şimdilerde bir manastır olarak eğitim veriyor.  Manastırda sabah ve akşam olmak üzere iki kez dua ediliyor. Pazar günü ise ekmek-şarap ayini yapılıyor. Güzel manzarası, bahçesi ve tarihi binasıyla pek çok insanı cezbeden Heybeliada Ruhban Okulu, sahip olduğu kütüphanesiyle adeta bir hazineyi barındırıyor içinde.

 

KİTAPLARIN SAYISI TAM BİLİNMESE DE…

Ruhban Okulu’nun bodrum katında yer alan kütüphanede dünyanın en eski matbuları da var, çağdaş kitaplar da. Sayısı tam olarak bilinmemekle beraber 60 bin civarında kitabın bulunduğu tahmin ediliyor. Kütüphane beş bölümden oluşuyor ve her bölüm ayrı branştaki kitaplara ev sahipliği yapıyor. Tarihi, siyasi, edebi, felsefi alanda pek çok kaynağı burada bulmak mümkün. Ancak burası bir manastır olduğu için daha çok teoloji ve dini ağırlıklı kitaplar var. Tevrat, İncil veya Kitab-ı Mukaddes’in baskıları için özel raflar ayrılmış. Hatta ilk matbu İncil ve Tevrat nüshalarından bazılarını bulmak da mümkün.

Kitaplar haşereler tarafından zarara uğratılmasın diye kütüphanelerin sahip olduğu standartlar burada da uygulanılmaya çalışılıyor. Ancak bazı eksikliklerin olduğunu belirtelim. Hemen her dilden kitabın bulunduğu kütüphanede İngilizce, Fransızca, Latince, Yunanca, Antik Yunanca kitapların daha ağırlıkta olduğu görülüyor. Osmanlıca dergi ve kitaplar da mevcut. Prof. Dr. Lambriniadis, “Daha çok Hristiyanlık ile ilgili kitaplarımız var. Tabi çağdaş dünyada ilahiyat okuyan bir rahip ya da ruhban adayı bir çok daldan mutlaka haberdar olmalıdır. Onun için de tarih, felsefe ya da başka dinlerle ilgili kitaplar bulabilirsiniz. Bir de Antik Yunan eserleri bizim tarihimiz ve geleneğimize bağlı olduğu için bu eserlerin hemen hemen hepsini görebilirsiniz” diyor.

 

KÜTÜPHANEDEKİ KAİTAPLAR NEREDEN GELİYOR?

Kütüphanenin tarihinden bahseden Başrahip Lambriniadis, “Burada Ruhban Okulu ve Manastır olmak üzere iki vakıf var. Manastır çok eski bir yapı. Patrik Fotios tarafından yapılmıştır. Patrick Fotios buraya manastır kurunca bir de kütüphane kurdu. Her manastırda olduğu gibi bizim manastırda da kütüphane şarttır. Bu manastırın tarihi ve yapısı çok önemlidir. Tabi kütüphanesi de her zaman çok zengin idi. 1844’te Patrik 4. Germanos bir okul yapmak isteyince burasını uygun gördü. Hem kütüphane açısından hem de buranın bir ruhani mekan olması açısından. Bildiğimiz Heybeliada Ruhban Okulu o zaman kuruldu. Okul 1971’de devlet tarafından kapatıldı. Ancak manastır devam etti. Kütüphane de manastıra bağlı. Bizim başka bir manastırımız daha vardı Heybeliada’da. Oraya devlet tarafından el konuldu ve şimdi Deniz Lisesi olarak faaliyet gösteriyor. Ancak boşaltılmadan önce biz değerli eşyalarımızı, dini ikonalarımızı, kitaplarımızı buraya taşıdık. Böylece bu kütüphanemiz daha da zenginleşti. Tabi biz de bir genelenek daha var. Patrikler ve metropolitler vasiyetnamelerinde kütüphanelerini her zaman okula bırakırlar. Dolayısıyla bu kütüphanemiz epey büyüdü” diyor.

 

“SANAL ORTAMA AKTARILIYOR”

Kütüphanedeki kitapların dijital ortama aktarıldıktan sonra herkesin faydalanabileceğini söyleyen Başrahip, “Bizim için çok değerli bir kütüphane. Çünkü bu kütüphanede bütün dini liderlerimiz, önderlerimiz ve ruhanilerimiz okudu ve eğitim aldı. Patrikler kendi kitaplarını bize hediye etti. Burası bizim için ve Türkiye için çok değerli bir yer. Bunun değerli olduğunu bildiğimiz için göreve geldiğim günden beri kütüphanenin değerlendirilmesi öncelik kazandı.  O yüzden kütüphane için bir kaç proje hazırlamaya başladım. Birinci projemiz bütün kitapları elektronik bir kataloğa kaydetmek. Yani elektronik katalog. İkinci proje ise bütün kitapları sayfa sayfa tarayıp dijital hale getirmek. Yani PDF haline getirmek. Buna da başladık.  Üçüncü proje ise restorasyan. Madem kitaplar sanal ortamda okunabilecek, ondan sonra artık o kitapları teker teker restore edip, korunmuş bir ortama yerleştirmektir” diyor.

Bütün bu kitapların kullanıcılar için açık olacağını, herkesin gelip faydalanabileceğini belirten Başrahip Lambriniadis, şöyle devam ediyor: “Herkes gelip kullanabilecek. Bilgisiyara girecek ve ekranında okuma şansına sahip olacak. Kitap artık raftan çekilip tekrar rafa yerleştirilmeyecek. Buna gerek olmayacak. Böylece çok eski kitaplarımız bu şekilde daha iyi korunacak. Tüm bunlar bir de dünyaya açılacak. Bir web sitesi çalışmamız var. Şu an bize gelmekte olan eşyalar gümrükte bekliyor. Onlar gelecek. Böylece kitaplarımız internet ortamına aktarılacak. Artık insanlar kitaplara erişmek isteyince buraya gelmek zorunda kalmayacak. Bir kaç kez üniversitelerle bu konuda görüştük ancak henüz bir neticeye varamadık. İnşallah kısa zamanda bir sonuca varırız.”

 

“İKİ DEPO KİTAP BULDUM”

Başrahip Lambriniadis ile kütüphaneye indiğimizde ise bizi Erasmus öğrencileri karşılıyor. Başrahip bize öğrencilerin Yunanistan geldiğini söylüyor. Öğrencilerin önünde bilgisayarlar açık. Kimisi kütüphaneden kitaplar alıp üzerine numara yapıştırıyor. Kimisi de sayfaların fotoğraflarını çekerek tarayıcıya veriyor kitapları. Kütüphane müdürü Yannis Ananas ise öğrencilere yapacakları işlerin planlarını aktarıyor.

Buraya geldikten sonra depoda binlerce kitap bulduğunu ifade eden Başrahip Lambriniadis, üçüncü projeleri için sponsor aradıklarını da ifade ediyor: “Sponsor üzerinden çalışıyoruz. İlk iki proje için sponsor bulduk ve üçüncü proje için sponsor arıyoruz. Yani restorasyon için proje ve bütçeyi hazırladık. Ekonomik kriz var dünyada. Kriz zamanında da insanlar da kitaplara öncelik vermiyor. Kitaplarımızın sayısı hakkında tam rakamı veremiyorum. Çünkü görevi aldığımda kütüphanenin yanında çok büyük iki depo dolusu kitap olduğunu fark ettim. O kitaplar ana kütüphaneye bağlı değildi ve katalogları da yok. Onları yavaş yavaş kaydediyoruz ve rakam büyüyor. Öğrenciler, profesörler ya da vatandaş gelip kütüphanemizi kullanabilir” diyor.

 

ERASMUS ÖĞRENCİLERİ ÇALIŞIYOR

10 civarında öğrencinin Erasmus Placemant programıyla kütüphaneye geldiğini aktaran Başrahip Lambriniadis, “Bu manastırda 7 rahip yaşıyor. Sabah akşam dua var. Ancak şarap ve ekmek ayini sadece Pazar Günü oluyor. Tabi isteyen herkese kapı açık. 7 kişi olmamıza rağmen buradaki işlere yetemiyoruz. O yüzden Erasmus programlarına başvurduk. Erasmus’un iki programı var. Biri exchange yani değiş tokuş, ancak biz faal bir okul olmadığımız için değiş tokuş yapacak öğrencilerimiz yok. Erasmus’un diğer dalı Placement var. Yani okuduğunuz dal üzerine staj yapma ve yetiştirilme imkanı var. Biz de bu çerçevede Yunanistan’da ilahiyat okuyan öğrencilere bu imkanı sunduk. Çünkü Yunanca-Rumca biliyorlar. Buraya geliyorlar. Onlar hem staj yapıyor hem de kütüphane organizasyonunda yardımcı oluyorlar. 10 kadar öğrenci çalışıyor şu an” diyor.

 

BAZI EL YAZMALARI PATRİKHANEYE GÖNDERİLDİ

Manastır kütüphanesinin okulun açık olduğu dönemde daha da zenginleştiğini ifade eden Başrahip Lambriniadis, buradaki pek çok kıymetli el yazmanın Patrikhane’ye gönderildiğini ifade ediyor. 300 civarında el yazma bu kütüphanede bulunuyor. Ancak güvenli olmadığı gerekçesiyle bir kısmı taranmış ve orijinal el yazmaları Patrikhane’ye gönderilmiş. Yine sadece bu kütüphane bulunan başka hiçbir yerde bulunmayan 300 eser, yakın zamanda internet ortamına aktarılacak. Kitapların büyük çoğunluğunu ise 1700 ile 1800 yılları arasında yazılan eserler oluşturuyor.

Kütüphane öğrencilere ve ziyaretçilere açık. İsteyen kütüphaneye gidebilir. Adanın temiz havası ve güzel manzara eşliğinde dilediğiniz konuda araştırma yapabilirsiniz.

 

ŞU ANKİ İKTİDAR UMUT VERMİYOR AMA!…

Ruhban Okulu’nun açılması yönündeki taleplerinin halen geçerli olduğunu belirten Başrahip Prof. Dr. Elpidophoros Lambriniadis, şunları söylüyor: “Ruhban okulu şu an kapalı. Bizim talebimiz de malum. Patrik Bartholomeos seçildiğinden beri yani 1991’den beri her fırsatta okulun açılması için bu talebimizi dile getiriyor. Tabi şimdilik bu talebimiz kabul edilmedi. İnşallah en kısa zamanda kabul edilir. Ancak şu anda öyle bir ümidimiz yok ve gerekli makamlardan öyle bir ümit verilmiyor bize. Biz yine de talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Çünkü eğitim hakkı insan hakkıdır. Bir okulun açılması hiç kimseye karşı tehdit olarak görülemez. Başka bir pazarlığa alet edilemez. Eğitim eğitimdir. Biz de Türk vatandaşı olarak bütün görevlerimizi yerine getiriyoruz. Haklarımızı talep etmeye devam edeceğiz.”

Heybeliada'nın saklı hazinesi

Heybeliada'nın saklı hazinesi

http://www.noktadergisi.info/dosya/heybeliada-nin-sakli-hazinesi-h12281.html

http://www.ortodokslartoplulugu.org/makaleler/heybeliadanin-sakli-hazinesi/

ortodokslartoplulugu.org

Ortodoks Kilisesi’ne bağlı bir televizyon kanalı

http://www.tv4e.gr/

http://www.ortodokslartoplulugu.org/links-ortodokslar-toplulugu/ortodoks-kilisesine-bagli-bir-televizyon-kanali/

Engelliler için dua

Engelliler için dua

ortodokslartoplulugu.org

Kaynak: Horologion

Engelliler için yalvarıyorum;

-Bu spastik oğlan için,

-Bu ellerini uzatıp yürüyen kör kızcağız için,

-Yıllardan beri yatağa saplanmış, ama iyilik için çabalayan genç kız için,

-Yirmi beş yıldır, ne bacaklarını, ne kollarını, ne başını, kıpırdatamayan mühendis için,

-Kırk bir yıldır, hastalıktan bacakları ve elleri tahrip olmuş ama daima gülümseyen ve sevinçli bu hanım için,

-Yirmi yaşındayken hastalanan ve şimdi kırk beş yasında olup, sandalyesinde oturan bütün zorluk ve problemlerine rağmen, gülümseyen kuadripleji (kol ve bacakların ikisini birden etkileyen felç durumu) kadın için,

-Yirmi dört yıldır, tek bacağı demirden bir mekanizma içinde olan, ayin yapan sakat rahip için,

-Çok zor durumuna rağmen, üniversitedeki derslerine devam eden ve tahsil dönemlerini başarıyla geçen kuadripleji talebe için,

-Engelli, tekerlekli sandalye üstünde hayır gören iki parapleji(belden aşağısının tutmadığı felç durumu) kız kardeş için,

-Bin bir güçlükler içinde kıvranan, ama besbelli sevinç içinde yaşayan üç engelli kardeş için,

-Kocası tarafından terk edilmiş, sinir kanserinin sonuçlarından kıvranan yapayalnız kalmış genç kadın için,

Bütün bunlara, tüm engellilere devamlı inayetini, gücünü, kutsamanı, şifanı esirgeme Rab’im.

Amin

http://www.ortodokslartoplulugu.org/ayinler-dualar/engelliler-icin-dua/